Sizin İçin Seçtiklerimiz;

  •  

    ERGENLİK DÖNEMİ BEDENSEL GELİŞİM

    İnsan yaşamı boyunca sürekli bir gelişim ve değişim içerisindedir.Ergenlik dönemi, belki de bu gelişim sürecinin en önemli evresini oluşturur.Çocukluktan erişkinliğe geçiş olan ergenlik dönemi,bireyde gözlenebilen sürekli ve hızlı bir gelişimi kapsamaktadır.

    Ergenlik; biyolojik, fizyolojik zihinsel ve toplumsal bakımlardan hızlı bir gelişim sürecini içermektedir.Ergenlik döneminde fiziksel gelişim,bütün gelişim dönemlerinin önünde  ve çok hızlı bir biçimde kendini gösterir.

    Ergenlik dönemindeki Kızlarda;

    Boy uzar, kilo artar,göğüsler belirginleşir,ağırlıklı olarak kasık bölgesinde ve koltuk altında olmak üzere bedende tüylenmeler başlar.Beden hatları yeniden biçim kazanır.Saç ve derideki yağlanma artabilir.Bunun sonucu olarak sivilce ve siyah noktalar oluşabilir.Üreme organları gelişir ve adet görmeye başlar.

    Ergenlik dönemindeki Erkeklerde;

    Boy uzar kilo artar,kas gücü gelişir.Ses önce çatallanır, sonra kalınlaşır, sakallar ve bıyıklar çıkmaya başlar. Kasık, koltuk altı ve göğüste tüylenme başlar.Üreme organları gelişir.Saç ve derilerde yağlanma artabilir.Sivilce ve Siyah nokta oluşabilir.

    Bedensel değişikliklerin en önemli özelliklerinden biri,bu değişikliklerin başlangıç-bitiş yaşının kişiden kişiye farklılık göstermesidir.Belki de ortak olan tek nokta  “ Ben normal miyim “ sorusu bu dönemdeki herkesin sorduğudur.

              ERGENLİKTE KİŞİSEL BAKIM

    Bedenin hızlı gelişimiyle beraber ,metabolizma hızındaki değişimler nedeniyle oluşabilecek kötü kokuları engellemek için haftada en az iki kez banyo yapılmalı ve uygun deodorant kullanmalıdır.

    Ağız ve diş sağlığını korumak için dişler günde iki kez,yemeklerden sonra 3 dk. Kuralına uygun biçimde fırçalanmalı ya da diş ipi kullanılmalıdır.Bunun yanında yılda  iki kez diş hekimine giderek muayane olmak,diş sağlığının bozulması nedeniyle sonradan yaşanabilecek sıkıntıları önlemede yeterli olacaktır.

    Ergenlikte sivilce: (AKNE)  Her on kişiden sekizinin yaşamının bir döneminde karşı karşıya kaldığı akne,yağ bezelerinin aşırı yağ salgılamasıyla  ve kıl köklerine giren çeşitli bakterilerin etkisiyle ortaya çıkan bir tür enfeksiyondur.

    Akne tedavisinde ne yapılmalıdır?

    Aknenin ortaya  çıkmasını engelleyen ilk ve en etkili yöntem ; iyi bir deri temizliğidir.Yağlı derinin üzerinden yağlı tabakanın ve bakterilerin uzaklaştırılması anlamına gelen temizlik sırasında deri ile aynı asidik özelliğine sahip ürünler kullanılırsa daha az tahrişe yol açar.Bu amaçla kullanılabilecek birçok temizlik ürünü bulunmaktadır.Temizlik önlemleri dışındaki akne tedavi yöntemleri için ise doktora başvurulmalıdır. Aknenizin şiddeti ve yerleşim ve yerleşim yerine göre tedavi seçenekleri değişecektir. Akne tedavisinin amacı,derinin görünümü düzeltmek ve izlerin kalmasını önlemektir.

    Saç Bakımı :

    Ergenliğin başlamasıyla deride yağ salgısı artar ve saçlarda yağlanma ve kepeklenme görülebilir.En uygun saç yıkama sıklığı bu dönemden itibaren haftada 2-3 kezdir.Saç tipine uygun şampuanların yeterli olmadığı durumlarda kepeklenme için üretilmiş şampuanlar kullanmak yararlı olacaktır.

    Koltuk  Altı ve Kasık Bölgesi Temizliği:

    Ergenlikle birlikte hormonların etkisiyle koltuk altı ve kasık bölgesi tüylenmeye başlar. Tüyler bu bölgedeki ter ve yağ bezlerinin, üreme organlarının salgıladığı kokuların çevreye yayılmasına, temizlenmediğinde de enfeksiyonlara sebep olabilir. Bu nedenle uzadıklarında uygun yöntemler kullanılarak giderilmelidir. Bunları kullanırken dikkatli olunmalı ve kullanımı önceden çok iyi öğrenilmelidir.

    Kasık bölgesinin derisi sık sık temizlenerek kurulanmalıdır. Deri asitliğine uygun temizlik maddeleri ile köpürtülerek yıkanan bölge, durulanıp iyice kurulanmalıdır. Hoş olmayan koku ve salgıların giderilmesinin yanında, bu uygulama enfeksiyon gelişme tehlikesini de azaltacaktır. Adet dönemlerinde duş almak yararlı olacaktır.

  •  

    İNTERNET KULLANIMINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

     

    İnternet'te karşılaşılması muhtemel tüm tehditlerin kökeninde gerçek hayattaki tehditler vardır. İnternet için var olan tüm risk başlıkları gerçek hayatta da karşılaşılabilecek durumlardır. Dolayısıyla çocuklarımızı nasıl gerçek hayatta ki tüm bu tehlikelerden korumak için çaba harcıyor ve kurallar koyuyorsak interneti de bilinçli, güvenli ve etkin bir şekilde kullanmayı öğrenerek ve çocuklara bunu öğreterek, sanal dünyanın risklerini minimize edebilir ve eğitim, iletişim ve güzel zaman geçirme gibi katkıları çocuklarımıza fırsat olarak sunabiliriz.

    Ailelerin, farklı yaş grubundaki çocuklar için, güvenli İnternet ve bilgisayar kullanımını sağlamalarına yönelik önerilerden bazıları şöyledir:

                Günümüzde çocukların çoğunun bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanımı ebeveynlere oranla daha ileri seviyededir. Anne ve babaların İnternet ve bilgisayar teknolojileri konusunda bilgi sahibi olmaları, eğer bu konuda yeterince bilgi sahibi değillerse kendilerini geliştirmeleri, en azından çocuklarını doğru yönlendirecek ve denetleme yapabilecek seviyede internet kullanımını öğrenmeleri gerekmektedir.Çocuklara gerçek hayatta nasıl kurallar konuluyorsa, sanal ortam için de kurallar koymak gerekmektedir.

    Anne babalar,  çocuğun İnternet bilinçli kullanımını desteklemek ve zararlarından korumak için birtakım kurallar koymalı, öğütler vermeli ve onları sanal ortamdayken takip etmelidirler. Bu kurallar çocuğun yaşıyla beraber değişiklikler gösterirken, konulan kuralların uygulanıp uygulanmadığının da takibinin yapılması ve kurallara uyulmasının sağlanması gerekmektedir.

                Aileler, çocukları internetteki tehlikelerden korumak için bilgisayarlarında güncel antivirüs, filtre ve güvenlik duvarı programları uygulamaları kullanmalıdırlar.

    Anti virüs, filtre ve güvenlik duvarı programları bilgisayarı dışarıdan gelebilecek virüs, spam ve kötü yazılımlardan korur. Ebeveyn denetimi ise, aileler tarafından zararlı içeriğe filtre uygulamasını, çocuğun İnternet'te geçireceği sürenin belirlenmesini, bağlandığı sitelerin izlenmesini ve bu sitelerde çocuğun neler yaptığının belirlenmesini sağlayan uygulamalardır.

                Aileler çocuklarını, çevrim içi ortamda kendilerini rahatsız ya da tehdit altında hissettiren bir şey ya da bir kişi olduğunda kendilerine iletmeleri için teşvik etmelidirler.

    Böyle bir olayla karşılaşıldığında, aileler sakin olmalı ve çocuklarına bu türden şeyleri kendilerine ilettiklerinde bir sorunla karşılaşmayacaklarını anımsatmalıdırlar. Davranışları takdir edilmeli ve aynı şey yeniden olduğunda yine ailelerine gelmeleri konusunda yüreklendirilmelidir.

    Ailelerin, farklı yaş grubundaki çocuklar için, güvenli internet ve bilgisayar kullanımını sağlamalarına yönelik önerilerden bazıları şöyledir:

     

    2-6 Yaş Grubu Çocuklar;

    Okul öncesi donem olarak da adlandırılan bu donemde çocuklar araştırmayı, yeni bir şeyler öğrenmeyi severler ve her şeyi merak ederler.  Ayrıca, çocukların en hareketli oldukları dönemdir. Çocuklar için BİT kullanımında başlangıç seviyesi de diyebileceğimiz bu dönemde, bilgisayar ve internet kullanımı çok sınırlı sürelerde olmalı ve ebeveynlerle birlikte gerçekleştirilmelidir. Çocuklar, anne veya babaları ile birlikte bilgisayarda oluşturulan resim albümlerine bakabilir, kendi yaşlarına göre yapılmış web sitelerini dolaşabilir, yaşlarına uygun oyunları oynayabilirler. Ayrıca, bu yaş dönemi çocuklar için;

    • Bilgisayar karşısında geçirilecek zaman bir ya da iki saati geçmemelidir ve bu sınırlandırmaya çocukların uymaları sağlanmalıdır.
    • Anne ve babalar, bu yaş dönemindeki çocukları bilgisayar veya internet başında yalnız bırakmamalı, devamlı yanında bulunmalıdır.
    • Bu yaş dönemi çocukların, oyun çocukları oldukları unutulmamalıdır. Bu nedenle, anne ve babaların gözetimi altında olmak şartıyla, bilgisayar ve internet kullanmalarına ve bilgisayarda oyun oynamalarına izin verilebilir. Ancak çocuğun sağlıklı gelişimi için yaşamındaki diğer etkinliklerle beraber orantılı süreler ayırması desteklenmelidir.

    7-10 Yaş Grubu Çocuklar;

    Bu yaş grubu çocuklar internet deneyimleri konusunda daha bilgilidir; ancak uygunsuz içeriklere maruz kalıp kalmadıklarını öğrenmek için onların internet kullanımlarını denetlemekte ve izlemekte fayda vardır. Bu yaştaki çocukların internet üzerinden hangi kişisel bilgileri vermemeleri gerektiğini anlamaları sağlanmalıdır. Ayrıca, 7-10 yaş arası çocuklar genelde yasaklanan davranışları sergileme eğilimindedir. Bu yaş donemi çocuklar için;

    • Bilgisayar karşısında geçirilecek zaman bir ya da iki saati geçmemelidir. İlköğretim çağının, çocuğun oyun veya arkadaş gruplarına katılma çağı olduğu unutulmamalıdır. Bu onun sosyalleşebilmesi için bir gereksinimdir. Bu nedenle, çocuğun diğer faaliyetler (arkadaşlarıyla birlikte oynayacağı oyunlar, ders çalışma gibi) için harcayacağı zaman bilgisayar başında geçireceği zamandan çok daha fazla olmalıdır.
    • Bilgisayar, aile fertlerinin hepsinin çok rahat bir şekilde görebileceği bir yere, ailenin ortak kullanım alanına konulmalıdır.
    • Çocukla ne tip siteleri ziyaret edebileceği konusunda anlaşmaya varılmalı, yasaklamadan sakıncaları anlatılmalıdır.
    • Aileler çocukların, internette gezinmek için çocuklara uygun ya da ebeveyn denetimi olan bir arama motoru (Google Safe Search for Kids gibi) kullanmaları teşvik etmeli ya da kullanılan arama motorunun ayarlarının yüksek düzeyli olarak seçilmesi gerekmektedir.
    • Anne ve babalar, çocuklarının kendi elektronik posta (e-posta) hesaplarının olmasına izin vermek yerine, aile adına bir e-posta hesabı alarak çocuklarıyla birlikte o hesapları kullanmalıdır. Böylece ebeveynler, çocuğun iletişim içerisinde bulunduğu kişiler hakkında bilgi sahibi olacaklardır.
    • Anne ve babalar, bu yaş grubundaki çocuklarına internet iletişim araçlarını (eposta, mesaj panoları ve forumlar gibi) kullanırken her konuda (iletişimde olduğu kişilerin kim olduğu, iletişime geçmek istediği kişiler, karşılaştığı olumsuzluklar gibi) kendilerine danışılmasını tavsiye etmelidir. Ayrıca, açılan epostalarda, gelebilecek olan zararlı içeriklere karşı e-posta filtresi kullanılmalıdır.
    • Anne ve babalar, bu yaş donemi çocuklarını internette gizlilik konusunda ve kişisel verilerin önemi konusunda şimdiden eğitmeye başlamalı ve her nerede İnternet erişimi yaparlarsa yapsınlar, kendilerine ya da ailelerine ilişkin hiç bir bilgiyi vermemeleri gerektiğini anlatmalıdırlar.
    • Anne ve babaların bu yaş grubundaki çocuklarının İnternette sosyal ağları kullanmasına izin vermemesi yapılacak en doğru davranıştır. Ancak, çocuğun merakını gidermesi bakımından, ebeveynin gözetiminde çocuk sitelerinde bulunan İnternet sohbetlerine girmesine ve arkadaşça sohbet etmesine izin verilebilir.
    • Aileler bu yaş grubu çocuklarına, izinleri olmaksızın herhangi bir dosyanın (müzik, resim dosyası ve bilgisayar oyunu gibi) karşıdan yüklenmesinin doğru olmadığı, bu yolla bilgisayarına virüs ve casus yazılımların bulaşabileceği anlatılmalıdır.
    • Anne ve babalar, çocuklarına, okulunda, çevresinde ve katıldığı etkinliklerde kendisine zarar verebilecek insan tiplerini nasıl izah ederek açıklıyorsa, internet ortamından gelebilecek tehlikeleri de açık açık anlatmalıdır.
    • Anne ve babalar, çocuklarına, çevrimiçi ortamda yazılan ve görünen her şeyin her zaman doğru olamayabileceğini, gerçek hayatta olduğu gibi sanal ortamda da iyi niyetli kişiler olduğu gibi kötü niyetli kişilerin de olabileceği anlatmalı ve kafasının karıştığı her durumda anne babasıyla rahatlıkla konuşabileceği hissettirmelidir.
    • İnternette ödev, araştırma yaparken bulunan bilginin kaynağının gösterilmesi gerektiği ile film, müzik ve oyun dosyalarını yasal olmayan yollarla karşıdan yüklememeleri gerektiği,  aksi durumda tüm bunların bir nevi hırsızlık olduğu anlatılmalıdır. İnternette, ücretsiz olarak veya küçük bir ücret karşılığında yazılım, film, oyun ve müzik yüklenebilecek birçok farklı yer vardır. Aileler çocuğun yasa dışı yükleme yapmaya yönelmemesi adına müzik, oyun ve diğer yazılımlar için bir bütçe sağlayarak doğru sitelere yönlendirmelidir.

    10-13 Yaş Grubu Çocuklar;

    Ergenlik öncesi dönem olarak da isimlendirilen bu dönemde çocuklar her şeyi bilmek istediklerinden sürekli olarak araştırma ve inceleme içerisindedir. İnternetin sunduğu imkânların ve yeniliklerin farkında oldukları için, bu imkânları sonuna kadar kullanmak isterler. Yani bu dönemde çocuklarda çok hızlı değişimler yaşanmaktadır. Eğer bu değişim diğer alanlarda olduğu gibi İnternet ortamında da iyiye, güzele ve doğruya kanalize edilirse, çocukların zihinsel gelişimine faydalı olacaktır. Aksi takdirde, çocukların internette pornografi, suç örgütlerinin faaliyetleri gibi olumsuzluklarla karşılaşması mümkündür. 10-13 yaş grubu çocuklarda anne ve babaya bağımlılık devam etmekle birlikte olabildiğince bağımsız hareket etme isteği de görülmektedir. Bu yaş dönemi çocuklar için;

    • Bilgisayar karşısında geçirilecek zaman iki ya da üç saati geçmemelidir.
    • Her ne kadar gelişen mobil teknolojiler ile zor olsa da, bilgisayar, ailenin ortak kullanım alanına konulmalıdır. Her ne kadar bu yaş grubu çocukları yavaş yavaş kendi özgürlüklerini ilan etmeye başladıklarından interneti odalarına almak için direnseler de bu konuda taviz verilmemelidir.
    • Çocuklar internette gezinmek için, çocuklara özel olarak hazırlanmış (Google Safe Search for Kids gibi) ya da ebeveyn denetimi olan arama motorlarını kullanmalıdır.
    • Anne ve babalar, bu yaş donemi çocuklarına İnternet iletişim araçlarını (e-posta, mesaj panoları ve forumlar gibi) kullanırken, kendilerine ve ailelerine ait bilgileri vermemeleri hususunu öğretmelidir. Ayrıca, bu yaş donemi çocuklar için kendileri adına, ebeveynlerin dilediklerinde kontrol edebilmeleri şartıyla, e-posta hesabı açılabilir. Açılan e-posta hesabında istenmeyen kötü içeriklere karşı e-posta filtresi etkin olmalıdır.
    • Anne ve babalar, bu yaş grubu çocuklarına kendilerinin izni olmadan herhangi bir dosyayı (müzik dosyası, bilgisayar oyunu, resim gibi) internetten indirmesinin doğru olmadığını öğretmelidir.
    • Anne ve babalar, bu yaş grubundaki çocuklarını, internet ortamında da gerçek dünyada olduğu gibi ahlaki davranışlara uyması gerektiği konusunda bilgilendirmeli, interneti başkalarına zarar verici bir araç olarak kullanmaması konusunda eğitmelidir.
    • Aileler çocuklarını, çevrimiçi ortamda kendilerini rahatsız ya da tehdit altında hissettiren bir şey ya da bir kişi olduğunda kendilerine iletmeleri için teşvik etmelidirler. Böyle bir olayla karşılaşıldığında, aileler sakin olmalı ve çocuklarına bu türden şeyleri kendilerine ilettiklerinde bir sorunla karşılaşmayacaklarını anımsatmalıdırlar. Davranışları takdir edilmeli ve aynı şey yeniden olduğunda yine ailelerine gelmeleri konusunda yüreklendirilmelidir.
    • Aileler, çocuklarının İnternet kullanımı sırasında, evde, arkadaşlarının evinde, okulda veya İnternet cafe de karşılaşabilecekleri internet pornografisine karşı sağlıklı cinsellik konusunda konuşmalıdır.
    • Aileler çocuklarının ve arkadaşlarının çevrimiçi aktivitelerinden haberdar olmalı ve çocukları ile onun çevrimiçi arkadaşları ve aktiviteleri hakkında konuşmalıdır.
    • Aileler çocuklarına sosyal ağlara giriş yaşının alt sınırının 13 olduğunu hatırlatmalarına rağmen, 13 yaşından önce sosyal ağlara girmek istediklerinde yol gösterici olarak birlikte bir hesap açmalı ve bu ağda uyması gereken kurallar ve arkadaş listesine sadece ailelerinin de tanıdığı kişilerin eklenmesi gerektiğini hatırlatmalıdırlar. Ayrıca çocuğun sosyal ağlarda kullandığı şifresinin bilinmesi ve düzenli aralıklarla kontrol edilmesi önemlidir.
    • Anne ve babalar, çocuklarını çevrimiçi ortamda tanıştıkları kişilerle yüz yüze görüşmelerinin tehlikeli olduğunu hatırlatılmalıdır.

    KAYNAK : http://internet.btk.gov.tr

  • ÖDEV

    Sayın veli,

    Ev ödevleri, öncelikle okulda öğrenilen bilgi ve yaşantıların kalıcılığını sağlamak veya bu bilgi yaşantıları genişletmek amacıyla öğretmenler tarafından öğrencilere verilmektedir.

    Aynı zamanda ödevler; öğrencide sorumluluk geliştirir,başarısını artırır ve içdisiplin geliştirmesine yardımcı olur.Çocuk ödev yoluyla edindiği bilgi ve beceriler ışığında özgün çalışmalar gerçekleştirme fırsatı bulur.İster akşam yaşanan ev ödevi savaşları olarak,ister her gece yaşanan gerilimler olarak tanımlansın; pek çok anne-baba çocuğunun ödev yapma alışkanlığı olmadığını düşünmektedir.

    Çocuklar,çoğunlukla eve ödevle gelirler.Evde yapılacak bu çalışmalar için de belirli bir zaman ayırmak önemlidir.Bu çalışmanın karşısına dikilen en önemli engellerden biri başlayamamaktır.Kimi çocuklar, ödevlerine doğrudan başlar,istekle çalışır ve bitirirler.Kimi çocuklar ise ödevlerine yönelmede giderek artan bir ilgi ve çaba gösterir.Eski alışkanlıkların da etkisiyle daha geç sonuca varırlar.           Kimileri ise, bir türlü ödevine başlamayan,eğlenen,ancak zamanın daralması sonucu zorlama ve uyarmalarla harekete geçen çocuklardır.Ancak unutmamak gereken nokta, okuldan geldikten sonra biraz dinlenmeye onların da ihtiyaçları olmasıdır.

    Anne-babaların çoğu, ödev yapma sisteminin içinde 3 farklı katılımcının olduğunun farkında değildirler.Anne-baba, öğretmen ve çocuk ödev yapma sisteminin sorunsuz sürdürülebilmesi için herkesin üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmesi gerekmektedir.

    Öğrencinin gelişimi, öğrenme becerileri,dikkatini yoğunlaştırma ve sürdürme becerisi yaşına uygun mu, ders çalışma motivasyonu nasıl, çalışma disiplinini etkileyen nedenler nelerdir incelemek gerekir.Eğer zekasında,öğrenmesinde ve dikkat becerilerinde sorun yoksa tek başına çalışma disiplinini kazanabilir.Ancak bu alanlarda sorun yaşayan bir çocuğun özel eğitim desteği alması,birlikte ders çalışılması gereklidir.

    Peki ebeveynler olarak hiç mi karışmayacağız ?

    Temelde yapmamız gereken çocuklarımıza rehber olmaktır.Elbette hiç çalışma alışkanlığı olmayan bir öğrenci için ilk başlarda yanında olmak yararlı olacaktır.Ancak bu sürenin uzamaması çok önemlidir.

    Ödev yapma alışkanlığını çocuklarımıza aşılayabilmemiz için öncelikli olarak çocuğa niçin ödev yapılması gerektiğinin ve tamamlamanın neden önemli olduğunun onun anlayabileceği bir dille açıklanması gerekir.Çünkü çocuklar bunu kavramadıklarında ders yapmamak için kendilerince mantıklı sebepler bulup, “ Ben zaten bunları biliyorum, bunu yapsam bana ne faydası olacak ki ! “ gibi yorumlarda bulunup bu konuda sizinle gereksiz tartışmalara girebilirler.

    Veliler olarak neler yapabiliriz ?

    • Okuldan eve geldiğinde, bir saat kadar dinlenmeye zaman ayırın.Bunun 10 dakikasını, birlikte sohbet ederek geçirmeye çalışın.
    • Çalışma alanı oluşturun.Masa başında, dik oturarak, sessiz bir ortamda çalışmasını sağlayın.
    • Dikkatini dağıtan eşyaları ortadan kaldırın. Afiş,poster, oyuncak vb.
    • Ödevi bir düzene oturtun. Zamanını planlaması için bir çizelge hazırlayın.Her gün aynı saatte ödeve oturmasını sağlayın.
    • Eğitimin ve ödevlerin önemli olduğunu düşündüğünüzü gösterin.Her akşam bitirdiği ödevleri size göstermesini isteyin.Çabası için onu takdir edin.Günlük ödevlerinin ne olduğunu öğrenmeyi alışkanlık haline getirin.
    • Eğer çocuk ödevin tümünü yapmakta zorlanıyorsa, o zaman ödevi küçük parçalara ayırın.
    • İyi bir model olun. Çocuklarınız sizi okurken yeni bilgiler öğrenirken görsünler.
    • İlgi gösterin. Veli toplantılarına katılın,gösterilerini izleyin.
    • Verilen ev ödevlerini takip edin.
    • Yardım için hazır olduğunuzu çocuğunuza hissettirin.
    • , ve 2. Sınıflarda ödevlerine destek verin.Daha büyük sınıflarda, ödevini kendisi bitirdikten sonra yapamadıklarını size sormasını söyleyebilirsiniz.
    • Çocuğun ödev yapma zamanında TV vs. açık olmamasına dikkat edin.TV izleme zamanını kontrol altına alın.
    • Ödevlerini yapmayın yol gösterin. Fazla yardım edilen çocuklar sorumluluk alma alışkanlığı kazanamaz ve sorumluluklarını başkalarının üzerine yıkma davranışını alışkanlık haline getirebilirler.Yardım veren kişi yanlarında olmadığında başaramayacakları hissine kapılıp çabuk vazgeçen, yapamadıklarında ağlayan,problem çıkaran çocuklar haline gelebilirler.
    • Çocuğunuz yaptığı ödevleri okula götürmede sık sık unutkanlık yaşıyorsa  odasında “ ödev koyma köşesi “ oluşturabilirsiniz.Akşamdan  ödevlerini oraya bırakma ve sabahtan oradan alma alışkanlığını zamanla kazanacaktır.
    • Ödev yapmadığında çocuğa hakaret etmek,aşağılayıcı sözlerle ceza vermek yerine; ödev yapmama davranışının sonucuyla ( öğretmenine mahcup olma,arkadaşlarının yanında kendini kötü hissetme vb.) ertesi gü kendisinin karşılaşacağını hatırlatın.

    Sonuç olarak,sizler çocuğunuzun okul yaşamına olumlu yönde katkı sağlayabilecek temel karakterlersiniz .Gerçekçi beklentiler içinde olun,çocuğunuzun çabalarını destekleyin.Öğretmenle etkili bir iletişim kurun.Gerektiğinde okulumuzun Psikolojik Danışma ve Rehberlik biriminden yardım alın.

  • SINAV KAYGISI NEDİR?

    Kaygı, kişinin herhangi bir uyaranla karşılaştığında yaşadığı, bedensel, zihinsel ve duygusal değişimlerle kendini gösteren uyarılmışlık halidir. Kişinin yaşamını sürdürebilmesi ve yaşamdan zevk alabilmesi için gerekli bir duygudur. Kaygının belli bir düzeyde olması normaldir. Orta düzeydeki kaygı motive etme, istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda harekete geçme ve dolayısıyla bireyin performansını yükseltme açısından yardımcı olur. Ancak kaygı çok yoğun olduğunda birey, enerjisini verimli bir biçimde kullanamaz.. Potansiyelini tümüyle kullanamaz ve istenen performansa erişemez.

    Kaygının hiç olmadığı durumlarda ise birey yapacağı işe motive olamaz. Bu tür durumlarda istek oluşmadığından sonuç genellikle olumsuz olur.

    Sınav öncesinde öğrenilmiş bilginin, sınav sırasında etkin bir biçimde kullanılmasına engel olan ve dolayısıyla başarının düşmesine yol açan yoğun kaygıya sınav kaygısı denir. Öğrencinin sınav esnasında potansiyelini tam olarak ortaya koyamaması durumudur.

    Sınav öncesi ya da sınavlarda gerginlik ya da heyecan hissetmek doğaldır. Bu durum neredeyse her öğrencinin yaşamış olduğu bir duygudur ve sınava hazırlanmak için motive olmayı, sınav sırasında sınavı başarmaya yönelik isteğin olmasını sağlar. Sınav kaygısının normal kaygıdan farkı ise daha şiddetli olmasıdır. Yardımcı ve motive olmaktan çok, zarar verir. Kaygı düzeyi sınav sırasında öğrenciyi engelliyor ve performansı olumsuz yönde etkiyorsa sınav kaygısından bahsedilebilir.

    Sınav kaygısı ders çalışmayı engeller. Öğrenilmiş şeyin gösterilmesini ve kendine güveni azaltır. Bu kaygıyı yaşayan öğrenciler yaklaşan sınavlarla ilgili sürekli bir kaygı duyar. Sınav sonuçları açıklanınca endişelenir.

    SINAV KAYGISININ NEDENLERİ

    Sınav kaygısının, kaynakları ve ortaya çıkış şekilleri açısından farklılıklar gösterebilir. Öğrenci, sınava tam olarak hazırlanmamışsa, kendini başkalarıyla karşılaştırıyorsa, geçmiş sınavlarında genellikle başarısız olmuşsa, sınav kaygısı yaşayabilir. Ayrıca kişi; çevresindeki önemli kişileri memnun etmeye çalışabilir, onların kendisinden büyük beklentiler içerisinde olduğunu düşünebilir. Sonuç olarak öğrencinin deneyimleri ve inanışları, sınav kaygısının ne düzeyde ortaya çıkacağını belirler.

    Anne babanın yargılayıcı ve küçük düşürücü tutumları, çocukta kaygı ve güvensizlik duygularının oluşmasına neden olur. Yargılamanın ve eleştirinin yoğun olduğu bir çevre çocukta kaygı yaratır. Aynı zamanda çocuğun yakın çevresinde kaygılı insanların olması çocukta kaygıyı geliştirir. Kendileri kaygılı olan anne babalar farkında olmadan bu kaygıyı çocuklarında yaratır.

    Sınav öncesi yeterince çalışmamak ve zamanı verimli kullanmamak sınav kaygısının bir başka nedenidir. Bu kaygıyı yaşayan öğrenciler sınava hazırlanmaya çok geç başlarlar. Bundan dolayı konuları yetiştiremezler. Konuları tekrar etme fırsatları olmaz. Çok konu ve az zaman sınav kaygısı yaratır.

    Düzensiz bir yaşam tarzı sınav kaygısı yüksek olan öğrencilerde belirgindir. Uykusuzluk ya da çok uyuma, aşırı kahve, sigara, alkol tüketimi, sınav öncesi yeterince dinlenmemek diğer sebeplerdendir.

    OLUMSUZ DÜŞÜNCE BİÇİMİ

    Sınav kaygısını ortaya çıkaran ya da yoğunlaşmasına neden olan olumsuz, gerçekçi olmayan düşüce ve imajlardır. Ders çalışma sırasında, sınava girmeden önce, sınavda iken, kişinin o sırada aklından geçen düşünceler kaygının artmasına ya da azalmasına neden olur. Eğer kişi o sırada olumsuz düşünürse kaygısı artar. Öğrencilerin bu durumlarda en çok düşündükler, o sırada aklında geçen düşünceler şunlardır.

    Kendi performansıyla ilgili olumsuz beklentiler.

    “Bu sınavda başarılı olamayacağım, yetersizim” gibi

    En kötü senaryoyu aklına getirme.

    “Bu sınavdan başarısız olacağım ve kesinlikle sınıfta kalacağım”

    Bedensel belirtilerle ilgili olumsuz beklentiler.

    “Yine terleyeceğim, midem bulanacak”

    Bedensel belirtileri yanlış yorumlamak

    “Kalbim hızlı hızlı atmaya başladı, eyvah ne yapacağım, yine bilemeyeceğim”

    Kendisini başkasıyla kıyaslama

    “Sınıftaki herkes benden yüksek not alacak”

    Genelleme yapmak.

    “Eğer bu sınavda başarısız olursam, bütün hayatımda başarısız olurum”

    SINAV KAYGISININ ETKİLERİ

    Sınav kaygısı öğrenilen bilgilerin kullanılmasını, transfer edilmesini engeller. Birey okuduğunu anlamada ve düşüncelerini organize etmede zorluk yaşar. Okuduğu şeylere dikkatini veremez. Dikkat etmede bir azalma olur. Bilgilerin hatırlaması güçleşebilir. Sınav sorularını anlayamama, bildiği soruların yanıtlarını unutma, bildiği konulardan düşük not alma, sınavdan sonra tüm yanıtları doğru biçimde hatırlamada güçlük yaşayabilir.

    SINAV KAYGISIYLA BAŞ ETME

    Sınavdan önce

    * Sınav kaygısı ile baş etmenin ilk şartlarından biri sınava iyi bir şekilde hazırlanmaktır. Çünkü genelde öğrenciler en çok bildikleri, kendilerine en çok güvendikleri derslerde en az kaygı yaşarlar.

    * Sınava planlı ve programlı bir şekilde hazırlanmak gerekir. Programınızı düzenli bir şekilde çek edin. Sınava hazırlanmaya birkaç gün önce başlanması sınav kaygısını azaltır.

    *Sınava hazırlanma süreci varsa bu süreçte dinlenme ve beslenmenize dikkat edin. Aşırı yorgunluğa kaçmadan spor yapın. Tv izlemeye ya da bilgisayara çok zaman ayırmayın. Sınava çalışmayan arkadaş çevresinden uzak durun.

    *Tekrar etme hem öğrenme hem de öğrenilen bilgilerin pekişmesi için çok önemlidir. Tekrarı sınavdan önceki günlerde yapmak gerekir. Sınavdan hemen önce tekrar yapmak iyi değil. Çünkü öğrenilen bilgilerin karıştırılmasına neden olur.

    *Sınav öncesi, sınavla ilgili bilgi sahibi olunmalı. Sınav yerini, başlama saatini, sınav süresini ve ek süre verilip verilmeyeceğini öğrenin. Sınavın nasıl olacağını, nasıl puanlanacağını ve hangi konulardan sorumlu olacağını öğrenin. Bunun için ders öğretmeninden bilgi alabilirsiniz.

    *Sınavla ilgili kaygı oluşturacak kişi ve ortamlardan uzak durun.

    *Sınav binasına yabancıysanız, sınav gününden önce sınav salonuna gidip görmek iyi olacaktır.

    *Sınav salonunda terleyebileceğinizi ya da üşüyebileceğinizi düşünerek uygun giysiler seçin.

    *Sınavdan önce deliksiz bir uyku uyuyun, dinlenin. Yediklerinize dikkat edin. Sınavdan önce doktor tarafından önerilmeyen bir ilaç kullanmayın.

    *Sınav kaygınızı kabullenin ve onu pozitif enerjiye çevirin.

    *Kendinize güvenin. Verdiğiniz emeğin size geri dönüşü olacağını unutmayın.

    Sınav sırasında

    *Sınav esnasında belli düzeyde gerginlik yaşamak normaldir. Bedensel belirtiler olduğunda bunları hemen “Eyvah yine mi aynı şey olacak yine mi hatırlamayacağım” şeklinde yanlış yorumlamak yerine daha pozitif düşünmeye çalışın.

    *Sınava başlamadan önce yavaş, kontrollü birkaç derin nefes alınmalı ve rahatça bırakılmalı. Alıp verdiğiniz nefesin hareketine konsantre olun.

    *Rahatladıktan sonra soruların sayısını ve türünü öğrenmek için sınavın tümüne hızlıca göz gezdirmelidir.

    *Her soru için bir zaman sınırı belirleyin. Zaman hesaplamalarınızı kâğıdın kenarına yazın. Belirlediğiniz zaman biterse bir sonraki soruya geçin.

    *Daha sonra sorular dikkatlice okunmalıdır. Anahtar sözcükler daire içine alınmalıdır.

    *Öncelikle en rahat cevaplanabilecek bölümden ya da sorudan başlanmalı.

    *Sınav süresince acele edilmemelidir. Çünkü acele etmek daha çok endişelendirir.

    *Tüm soruları yanıtlayın. Açıkça yanlış olduğunu fark etmedikçe hiçbir zaman yanıtlarınızı değiştirmeyin. Yanıtlarınızı kontrol ettikten sonra kalan sürenizde bilmediğiniz sorular için geri dönün.

    *Sınav sırasında dikkatinizin dağıldığını hissettiğinizde kasıtlı ve güçlü bir biçimde dikkatinizi zihninizdeki düşüncelerden uzaklaştırıp önünüzdeki soruya yönlendirin. Doğru nefes alıp vererek rahatlayın.

    *Sınavda diğer öğrencileri gözlemlemekten kaçınmak gerekir. Çünkü onların hızlı olduklarını düşünmek kaygıyı arttırabilir.

    Sınavdan sonra

    *Sınav sonrasında başarısız olunan konular tespit edilip eksiklikler ve yanlışlıklar üzerinde durulmalıdır.

    *Yanıtlar ya da değerlendirme sonuçları incelenerek, en iyi ve en zayıf olduğunuz soru tiplerine bakın. Yanlış ya da eksik bilgilerinizin nereden kaynaklandığını inceleyin. Zamanı doğru kullanıp kullanmadığınızı düşünün ve hatalarınızdan ders çıkarın ve daha sonraki sınavlarınız için olumlu bir bakış açısı belirleyin.

    *Bir sonraki sınavda başarılı olmak için neler yapılması gerektiği planlanmalı ve bunlar uygulamaya geçirilmelidir.

    *Sınavdan sonra çok çalıştığınız için kendinizi ödüllendirin.

    SINAV KAYGISINI GİDERMEDE AİLEYE ÖNERİLER

    *Öncelikle çocuğunuza bu zorlu dönemde “sen benim için değerlisin ve önemlisin” mesajını verin. Sınavda başarılı olmasının her şey demek olmadığını ve başarısızlığının her şeyin sonu olmadığını ifade edin. Çocuğunuza sınavların sonucu ne olursa olsun onu sevdiğinizi ve onun yanında olacağınızı hissettirin.

    *Çocuğunuzu iyi tanımalısınız, ona güvenmelisiniz ve kapasitesine göre beklentilere girmelisiniz. Gerekirse uzmanlardan yardım alınmalı, olması gerektiği gibi değil olduğu gibi değerlendirilmelidir.

    *Ailede demokratik bir ortam olmalıdır. Çocuk, duygu ve düşüncelerinin rahatlıkla size anlatabilmelidir. Bunun için birlikte hoş ve eğlenceli vakit geçirebileceğiniz ona özel zamanlar ayırın. Böylece kendine güveni daha da artacak ve zorluklara dayanma gücü yükselecektir.

    *Çocuğunuzun iyi olduğu konularda onu cesaretlendirin, gayretlerini ve değişimini destekleyin. Yaptıklarının yetersiz olduğunu görmek yerine; yaptıklarını takdir etmeli, yapılması gerekenleri ise yeni hedefler olarak önüne koymalıdır. Bu, çocuğunuzun güven duygusunu pekiştirecek ve “yapabileceğine, başarabileceğine”” ilişkin inancını artıracaktır. Programını çek etmede ona destek olunmalıdır.

    *Çocuğunuz için huzurlu ve rahat bir çalışma ortamı sağlayın.

    *Tehdit edici, suçlayıcı ve eleştirel bir tutumla yaklaşıp değerlendirme yapmayın.

    *Çocuğunuzu kendinizle, kardeşleriyle ya da akranlarıyla kıyaslamayın. Sen niye ……. gibi değilsin? O çok çalışıyor. Sen niye çalışmıyorsun? gibi yaklaşımlar içinde olmayın.

    *Çocuğunuzun zekâsını sınavla ölçmeyin. Bu yapılabilecek en büyük hatalardan birdir. “Sen akıllıysan bu sınavı kazanırsın.” gibi yaklaşımlardan uzak durun.

    *Çocuğunuza sınavların yaklaşmakta olduğunu sürekli hatırlatmayın.

    *Sınav öncesinde çocuğunuzu kaygılandıran, telaşlandırıcı tavır ve davranışlardan kaçının.

    *Çocuğunuzla birlikte yapacağınız planları, onun için düşündüğünüz şeyleri sınav sonuçlarına bağlamayın.

    *Sınav öncesinde rahat uyuması, dinlenmesi ve yeterli beslenmesi için olanak sağlayın.

    Baş ağrısı, uyku ve yeme sorunları, çarpıntı, terleme, titreme gibi kaygının fiziksel belirtilerinin artması, çabuk sinirlenme, sosyal iletişimde ciddi sorunlar, çalışma performansınızı etkileyecek düzeyde olumsuz düşüncelerin artması durumunda başarınız için psikiyatrik yardım almanız yararlı olacaktır.

    Kaynak : http://www.kendinigelistir.com/sinav-kaygisi-ve-sinav-kaygisiyla-basetme/#ixzz4nwF2XVJS