Sizin İçin Seçtiklerimiz;

  • MESLEK SEÇİMİ

    Kişinin kendisine açık meslekleri, çeşitli yönleriyle değerlendirip kendi ihtiyaçları açısından istenilir yönleri çok, istenmeyen yönleri az olan birine yönelmeye karar vermesi olarak tanımlanabilir.

    Meslek seçiminin çocukluktan itibaren yaşama "hedef ve anlam" katan bir yönü vardır. Bu anlam doğrultusunda harekete geçen genci karar verme aşamasında bazı sıkıntılar beklemektedir. Genç bir yandan ergenlik problemleriyle meşgul olurken, bir yandan da geleceği ile ilgili bir seçim yapması gerekir. Hızlı bir fizyolojik ve fiziksel değişme içindeyken aynı zamanda gelecekteki eğitimi, kariyeri hakkında yeni kararlar verme baskısı, genci daha önce oluşturduğu kimliğini gözden geçirmeye zorlar ki bu da zor bir süreçtir.

    Meslek seçiminde önemli olan, kişinin o mesleği yaparken mutlu olması yani mesleki doyumu yaşamasıdır. Yaptıkları işte mutsuz olan kişiler; bir süre sonra tükenmişlik duygusu yaşamaya başlamaktadırlar. Bu hem kişinin yaşam kalitesini hem de işteki verimliliğini olumsuz etkiler.

    Sağlıklı bir mesleki karar sürecinin 3 aşaması vardır:

    1-Kişinin yetenek (hangi çalışma alanının gerektirdiği görevlerin yerine getirebileceği)- ilgi (nasıl bir çalışma ortamında, ne gibi işler yapmaktan hoşlanılacağı) ve değerlerinin (mesleki etkinliklerden beklenen yarar) farkında olması

    2-Meslekler hakkında bilgi sahibi olma

    3-Kişinin kendi özellikleriyle mesleklerin özelliklerini karşılaştırarak istenilir yönleri fazla, istenmeyen yönleri az ve erişme olasılığı yüksek olan seçenekleri bulmasıdır.

    KENDİNİ TANIMA

    Bir insanın kendisine uygun mesleği seçebilmesi için önce kişisel özellikleri ve mesleklerin özellikleri konusunda ayrıntılı bilgi sahibi olması gerekir

    Ergenlik dönemindeki gencin kendisini tanımasında güçlükler yaşanmaktadır. Bu güçlük, gelişimin devam etmesi ve gencin kendi istek, beklenti, ilgi ve yeteneklerini farklı algılamasından kaynaklanmaktadır. Bazen yeteneklerine güven azlığı bazen de kapasitesinin üzerinde beklentiler nedeniyle gencin ilgileri sürekli değişebilmektedir. Aile ve çevre beklentileri, arkadaş grubunun etkisi de gencin kararını etkilemektedir. Kişisel özelliklerini keşfetmesi konusunda anne baba ve yetişkinler olarak gence yardımcı olmak gerekir.

    Anne baba olarak;

    Çocuğunuz hangi konulara ilgi duyuyor?
    Hangi alanlarda ve işlerde yetenekli olduğunu düşünüyorsunuz?
    Kişilik özelliklerini biliyor musunuz? (Örneğin sosyal ilişkilere gereksinimi olan bir kişi bu özelliğini çok fazla kullanamayacağı bir meslek seçerse mutsuz olabilir)
    Yaşamdan beklentileri neler?
    Yaşamda en çok nelere öncelik ve önem veriyor?
    Fiziksel özellikleri seçmeyi düşündüğü meslek için bir engel oluşturuyor mu? (Örneğin pilotluk eğitimi almak isteyen bireylerin görme kusuru olmaması gerekir.) vb. sorular üzerinde düşünmesini sağlayabilirsiniz.

    MESLEKLERİ TANIMA

    Gençlerin sağlıklı bir mesleki karar verebilmeleri için seçeneklerinin neler olduğunu araştırmaları gerekir.

    Meslekleri faaliyet alanları açısından gruplandırırsak:

    Mühendislik ve Teknik Bilimler Grubu: Problem çözme becerileri yüksek, analitik düşünebilen, temel bilimler alanında güçlü bir akademik bilgiye sahip, yaratıcı, teknolojiyi izleyen bireylerin bu gruptaki mesleklere yönelmeleri mesleki doyumlarını arttıracaktır.

    Tıp ve Sağlık Bilimleri Grubu: Kuvvetli bir dikkate ve belleğe sahip, el-göz koordinasyonu gelişmiş, temel bilimlere ilgili, araştırma becerisine sahip, sabırlı, hoşgörülü, insan ilişkilerinde başarılı, azimli bireylerin bu gruptaki mesleklere yönelmeleri mesleki doyumlarını arttıracaktır.

    Yönetim Bilimleri, Ekonomi ve Uluslararası İlişkiler Grubu: Sayılarla düşünebilme yeteneğine sahip, çok yönlü düşünebilen sosyal bilimlere ilgili, teknolojiyi etkin kullanan ve gelişmeleri takip eden bireylerin bu gruptaki mesleklere yönelmeleri mesleki doyumlarını arttıracaktır.

    Sosyal Bilimler Grubu: Kitap okuma alışkanlığı olan, sosyal bilimler alanında güçlü bir akademik bilgiye sahip, iletişim becerisi güçlü, etkili ifade yeteneğine sahip bireylerin bu gruptaki mesleklere yönelmeleri mesleki doyumlarını arttıracaktır.

    Edebiyat ve Dil Bilimleri Grubu: Sözel yeteneği güçlü, dil-edebiyat-tarihe ilgili, bilimsel meraka sahip, kitap okuma alışkanlığına sahip bireylerin bu gruptaki mesleklere yönelmeleri mesleki doyumlarını arttıracaktır.

    Ziraat ve Hayvanlarla İlgili Bilimler Grubu: Doğayı seven, çevreyi ve doğayı korumayı ilke edinmiş, arazi şartlarında sorunsuz çalışabilecek, teknolojik gelişmelere açık bireylerin bu gruptaki mesleklere yönelmeleri mesleki doyumlarını arttıracaktır.

    Temel Bilimler Grubu: Sayısal düşünme gücüne, bilimsel meraka sahip, araştıran, sorgulayan, dikkatli, yaratıcı bireylerin bu gruptaki mesleklere yönelmeleri mesleki doyumlarını arttıracaktır.

    Son olarak, gencin kendi özellikleri (ilgi, yetenek, değer) ve mesleklerin gerektirdiği özellikleri (akademik beceriler, fiziksel-bedensel-ruhsal özellikler, çalışma ortamları, çalışma alanları, özel koşullar) göz önünde bulundurarak istenilir yönleri fazla, istenmeyen yönleri az olan seçeneğe karar vermesi gerekir.

    KARAR VERME

    İlgileri-yetenekleri-değerleri konusunda kendini, çalışma alanları-çalışma ortamı-mesleğin gerektirdiği özellikler başlıklarında meslekleri tanıyan gencin yapması gereken, kendi özellikleri ile mesleklerin özelliklerini karşılaştırmak ve bir karar vermektir.

    Genci karar sürecinin karmaşasından koruma amacıyla anne babanın kararları vermesi ve kararların sonuçları ile ilgili sorumluğu da anne babanın üstlenmesi genel eğilimdir. Seçeceği meslek konusunda karar vermek gencin belki de yaşamı boyunca vereceği ilk önemli karardır. Bu nedenle de aile desteği çok önemlidir.

    Anne-Babanın Mesleki Karar Sürecinde Etkisi Ne Olmalıdır?

    Gencin kendi ilgi, yetenek ve beklentileri doğrultusunda seçim yapmasına izin verin. İlgi ve yeteneklerini belirleme konusunda yapacağınız gerçekçi geribildirimler meslek seçiminde karar vermesini kolaylaştıracaktır.

    Bazı anne-babalar çocuğun yeteneklerine bakmadan onu zorlar. Çocuğunuzun yeteneklerine ve isteklerine uygun olmayan bir mesleği seçmesi onu mutsuz ve genellikle başarısız yapar.

    Bazı durumlarda anne-baba kendi gerçekleştiremedikleri ideallerini çocuklarının gerçekleştirmesini bekler. ""Ben olamadım, o olsun"", anlayışı ile genç zorlanır. Bu baskıcı tutum gencin belki de mutlu olmayacağı, doyum sağlayamayacağı bir mesleğe yönelmesine neden olacaktır.

    Çocuğunuzun istek ve ideallerinin sizden farklı olabileceğini unutmayın. Meslek seçimi konusunda yol gösterebilir, fikrinizi söyleyebilirsiniz; ama son kararı genç vermelidir.

    Genci kendisinden daha başarılı olan kişilerle kıyaslamak onu üzecek ve kızdıracaktır. Böyle bir durumda çocuğunuza verdiğiniz mesaj, ""Seni bu halinle kabul etmiyorum sen de başkaları kadar başarılı olursan seni kabul ederim ve severim""dir. Unutmayın insanlar yetenekleri yönünden eşit değildir. Gelişimi başkalarıyla kıyaslayarak değil, kendi içinde değerlendirmek gerekir.

    Bir mesleğin bol para kazandırdığı, kolay, rahat ve eğlenceli olduğu için seçilmesi yaratıcılığı ve üretkenliği baltalar.

    Çocuğunuza en büyük mutluluğun sevdiği işi yapmak, yaptığı işi sevmek olduğunu aşılayın. Çocuğunuza mesleğin adının değil, yaptığı işi iyi yapmanın saygınlık getirdiğini anlatın.

    Gence hızlı bir değişimin yaşandığı günümüzde insanların ömürlerini tek bir meslekle geçirme olasılığının azalmakta olduğunu, bilim ve teknolojinin gelişmesiyle meslek çeşitlerinin hızla arttığını, iş yaşamının talepleri doğrultusunda yeni mesleklerin ortaya çıktığını belirtin.

    Üniversite eğitiminin her zaman belli bir meslek kazandırmadığını, üniversitenin daha çok kültür kazandırarak gencin daha geniş bir alanda iş arama şansını arttırdığını vurgulayın

    Kişinin yaşamı boyunca mesleğinde ortaya çıkan gelişmeleri takip edebilmesi, yeni uygulamaları öğrenebilmesi, mesleğinde kendini geliştirmesi ve hatta sahip olduğu mesleği koruyabilmesi için sürekli eğitim görmek durumunda olduğunu vurgulayın. Genç, üniversite diploması aldıktan sonra eğitim sorumluluğunun biteceğini düşünmemelidir.

    Eğitim ve iş dünyası arasındaki ilişkileri görmesini sağlamak amacıyla, meslek elemanlarıyla sohbet etmelerini sağlayın.

    İş arama ve iş bulma yollarını öğrenmeleri amacıyla, iş ilanlarını incelemelerini isteyin.

    Mesleki gelişim yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Bu sürecin her döneminde başarılması gereken ""mesleki gelişim görevleri"" vardır. Mesleki gelişim sürecinin sağlıklı yaşanması için, çocukların tümünün, her gelişim döneminde değişik derecelerde ailenin desteğine ihtiyacı vardır. Meslek seçiminde gencin tamamen yardımsız, desteksiz bırakılması doğru değildir.

    KAYNAK : http://www.turkpdr.com/mesleki-rehberlik/meslek-secimi.htm

  • SINAV KAYGISI NEDİR?

    Kaygı, kişinin herhangi bir uyaranla karşılaştığında yaşadığı, bedensel, zihinsel ve duygusal değişimlerle kendini gösteren uyarılmışlık halidir. Kişinin yaşamını sürdürebilmesi ve yaşamdan zevk alabilmesi için gerekli bir duygudur. Kaygının belli bir düzeyde olması normaldir. Orta düzeydeki kaygı motive etme, istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda harekete geçme ve dolayısıyla bireyin performansını yükseltme açısından yardımcı olur. Ancak kaygı çok yoğun olduğunda birey, enerjisini verimli bir biçimde kullanamaz.. Potansiyelini tümüyle kullanamaz ve istenen performansa erişemez.

    Kaygının hiç olmadığı durumlarda ise birey yapacağı işe motive olamaz. Bu tür durumlarda istek oluşmadığından sonuç genellikle olumsuz olur.

    Sınav öncesinde öğrenilmiş bilginin, sınav sırasında etkin bir biçimde kullanılmasına engel olan ve dolayısıyla başarının düşmesine yol açan yoğun kaygıya sınav kaygısı denir. Öğrencinin sınav esnasında potansiyelini tam olarak ortaya koyamaması durumudur.

    Sınav öncesi ya da sınavlarda gerginlik ya da heyecan hissetmek doğaldır. Bu durum neredeyse her öğrencinin yaşamış olduğu bir duygudur ve sınava hazırlanmak için motive olmayı, sınav sırasında sınavı başarmaya yönelik isteğin olmasını sağlar. Sınav kaygısının normal kaygıdan farkı ise daha şiddetli olmasıdır. Yardımcı ve motive olmaktan çok, zarar verir. Kaygı düzeyi sınav sırasında öğrenciyi engelliyor ve performansı olumsuz yönde etkiyorsa sınav kaygısından bahsedilebilir.

    Sınav kaygısı ders çalışmayı engeller. Öğrenilmiş şeyin gösterilmesini ve kendine güveni azaltır. Bu kaygıyı yaşayan öğrenciler yaklaşan sınavlarla ilgili sürekli bir kaygı duyar. Sınav sonuçları açıklanınca endişelenir.

    SINAV KAYGISININ NEDENLERİ

    Sınav kaygısının, kaynakları ve ortaya çıkış şekilleri açısından farklılıklar gösterebilir. Öğrenci, sınava tam olarak hazırlanmamışsa, kendini başkalarıyla karşılaştırıyorsa, geçmiş sınavlarında genellikle başarısız olmuşsa, sınav kaygısı yaşayabilir. Ayrıca kişi; çevresindeki önemli kişileri memnun etmeye çalışabilir, onların kendisinden büyük beklentiler içerisinde olduğunu düşünebilir. Sonuç olarak öğrencinin deneyimleri ve inanışları, sınav kaygısının ne düzeyde ortaya çıkacağını belirler.

    Anne babanın yargılayıcı ve küçük düşürücü tutumları, çocukta kaygı ve güvensizlik duygularının oluşmasına neden olur. Yargılamanın ve eleştirinin yoğun olduğu bir çevre çocukta kaygı yaratır. Aynı zamanda çocuğun yakın çevresinde kaygılı insanların olması çocukta kaygıyı geliştirir. Kendileri kaygılı olan anne babalar farkında olmadan bu kaygıyı çocuklarında yaratır.

    Sınav öncesi yeterince çalışmamak ve zamanı verimli kullanmamak sınav kaygısının bir başka nedenidir. Bu kaygıyı yaşayan öğrenciler sınava hazırlanmaya çok geç başlarlar. Bundan dolayı konuları yetiştiremezler. Konuları tekrar etme fırsatları olmaz. Çok konu ve az zaman sınav kaygısı yaratır.

    Düzensiz bir yaşam tarzı sınav kaygısı yüksek olan öğrencilerde belirgindir. Uykusuzluk ya da çok uyuma, aşırı kahve, sigara, alkol tüketimi, sınav öncesi yeterince dinlenmemek diğer sebeplerdendir.

    OLUMSUZ DÜŞÜNCE BİÇİMİ

    Sınav kaygısını ortaya çıkaran ya da yoğunlaşmasına neden olan olumsuz, gerçekçi olmayan düşüce ve imajlardır. Ders çalışma sırasında, sınava girmeden önce, sınavda iken, kişinin o sırada aklından geçen düşünceler kaygının artmasına ya da azalmasına neden olur. Eğer kişi o sırada olumsuz düşünürse kaygısı artar. Öğrencilerin bu durumlarda en çok düşündükler, o sırada aklında geçen düşünceler şunlardır.

    Kendi performansıyla ilgili olumsuz beklentiler.

    “Bu sınavda başarılı olamayacağım, yetersizim” gibi

    En kötü senaryoyu aklına getirme.

    “Bu sınavdan başarısız olacağım ve kesinlikle sınıfta kalacağım”

    Bedensel belirtilerle ilgili olumsuz beklentiler.

    “Yine terleyeceğim, midem bulanacak”

    Bedensel belirtileri yanlış yorumlamak

    “Kalbim hızlı hızlı atmaya başladı, eyvah ne yapacağım, yine bilemeyeceğim”

    Kendisini başkasıyla kıyaslama

    “Sınıftaki herkes benden yüksek not alacak”

    Genelleme yapmak.

    “Eğer bu sınavda başarısız olursam, bütün hayatımda başarısız olurum”

    SINAV KAYGISININ ETKİLERİ

    Sınav kaygısı öğrenilen bilgilerin kullanılmasını, transfer edilmesini engeller. Birey okuduğunu anlamada ve düşüncelerini organize etmede zorluk yaşar. Okuduğu şeylere dikkatini veremez. Dikkat etmede bir azalma olur. Bilgilerin hatırlaması güçleşebilir. Sınav sorularını anlayamama, bildiği soruların yanıtlarını unutma, bildiği konulardan düşük not alma, sınavdan sonra tüm yanıtları doğru biçimde hatırlamada güçlük yaşayabilir.

    SINAV KAYGISIYLA BAŞ ETME

    Sınavdan önce

    * Sınav kaygısı ile baş etmenin ilk şartlarından biri sınava iyi bir şekilde hazırlanmaktır. Çünkü genelde öğrenciler en çok bildikleri, kendilerine en çok güvendikleri derslerde en az kaygı yaşarlar.

    * Sınava planlı ve programlı bir şekilde hazırlanmak gerekir. Programınızı düzenli bir şekilde çek edin. Sınava hazırlanmaya birkaç gün önce başlanması sınav kaygısını azaltır.

    *Sınava hazırlanma süreci varsa bu süreçte dinlenme ve beslenmenize dikkat edin. Aşırı yorgunluğa kaçmadan spor yapın. Tv izlemeye ya da bilgisayara çok zaman ayırmayın. Sınava çalışmayan arkadaş çevresinden uzak durun.

    *Tekrar etme hem öğrenme hem de öğrenilen bilgilerin pekişmesi için çok önemlidir. Tekrarı sınavdan önceki günlerde yapmak gerekir. Sınavdan hemen önce tekrar yapmak iyi değil. Çünkü öğrenilen bilgilerin karıştırılmasına neden olur.

    *Sınav öncesi, sınavla ilgili bilgi sahibi olunmalı. Sınav yerini, başlama saatini, sınav süresini ve ek süre verilip verilmeyeceğini öğrenin. Sınavın nasıl olacağını, nasıl puanlanacağını ve hangi konulardan sorumlu olacağını öğrenin. Bunun için ders öğretmeninden bilgi alabilirsiniz.

    *Sınavla ilgili kaygı oluşturacak kişi ve ortamlardan uzak durun.

    *Sınav binasına yabancıysanız, sınav gününden önce sınav salonuna gidip görmek iyi olacaktır.

    *Sınav salonunda terleyebileceğinizi ya da üşüyebileceğinizi düşünerek uygun giysiler seçin.

    *Sınavdan önce deliksiz bir uyku uyuyun, dinlenin. Yediklerinize dikkat edin. Sınavdan önce doktor tarafından önerilmeyen bir ilaç kullanmayın.

    *Sınav kaygınızı kabullenin ve onu pozitif enerjiye çevirin.

    *Kendinize güvenin. Verdiğiniz emeğin size geri dönüşü olacağını unutmayın.

    Sınav sırasında

    *Sınav esnasında belli düzeyde gerginlik yaşamak normaldir. Bedensel belirtiler olduğunda bunları hemen “Eyvah yine mi aynı şey olacak yine mi hatırlamayacağım” şeklinde yanlış yorumlamak yerine daha pozitif düşünmeye çalışın.

    *Sınava başlamadan önce yavaş, kontrollü birkaç derin nefes alınmalı ve rahatça bırakılmalı. Alıp verdiğiniz nefesin hareketine konsantre olun.

    *Rahatladıktan sonra soruların sayısını ve türünü öğrenmek için sınavın tümüne hızlıca göz gezdirmelidir.

    *Her soru için bir zaman sınırı belirleyin. Zaman hesaplamalarınızı kâğıdın kenarına yazın. Belirlediğiniz zaman biterse bir sonraki soruya geçin.

    *Daha sonra sorular dikkatlice okunmalıdır. Anahtar sözcükler daire içine alınmalıdır.

    *Öncelikle en rahat cevaplanabilecek bölümden ya da sorudan başlanmalı.

    *Sınav süresince acele edilmemelidir. Çünkü acele etmek daha çok endişelendirir.

    *Tüm soruları yanıtlayın. Açıkça yanlış olduğunu fark etmedikçe hiçbir zaman yanıtlarınızı değiştirmeyin. Yanıtlarınızı kontrol ettikten sonra kalan sürenizde bilmediğiniz sorular için geri dönün.

    *Sınav sırasında dikkatinizin dağıldığını hissettiğinizde kasıtlı ve güçlü bir biçimde dikkatinizi zihninizdeki düşüncelerden uzaklaştırıp önünüzdeki soruya yönlendirin. Doğru nefes alıp vererek rahatlayın.

    *Sınavda diğer öğrencileri gözlemlemekten kaçınmak gerekir. Çünkü onların hızlı olduklarını düşünmek kaygıyı arttırabilir.

    Sınavdan sonra

    *Sınav sonrasında başarısız olunan konular tespit edilip eksiklikler ve yanlışlıklar üzerinde durulmalıdır.

    *Yanıtlar ya da değerlendirme sonuçları incelenerek, en iyi ve en zayıf olduğunuz soru tiplerine bakın. Yanlış ya da eksik bilgilerinizin nereden kaynaklandığını inceleyin. Zamanı doğru kullanıp kullanmadığınızı düşünün ve hatalarınızdan ders çıkarın ve daha sonraki sınavlarınız için olumlu bir bakış açısı belirleyin.

    *Bir sonraki sınavda başarılı olmak için neler yapılması gerektiği planlanmalı ve bunlar uygulamaya geçirilmelidir.

    *Sınavdan sonra çok çalıştığınız için kendinizi ödüllendirin.

    SINAV KAYGISINI GİDERMEDE AİLEYE ÖNERİLER

    *Öncelikle çocuğunuza bu zorlu dönemde “sen benim için değerlisin ve önemlisin” mesajını verin. Sınavda başarılı olmasının her şey demek olmadığını ve başarısızlığının her şeyin sonu olmadığını ifade edin. Çocuğunuza sınavların sonucu ne olursa olsun onu sevdiğinizi ve onun yanında olacağınızı hissettirin.

    *Çocuğunuzu iyi tanımalısınız, ona güvenmelisiniz ve kapasitesine göre beklentilere girmelisiniz. Gerekirse uzmanlardan yardım alınmalı, olması gerektiği gibi değil olduğu gibi değerlendirilmelidir.

    *Ailede demokratik bir ortam olmalıdır. Çocuk, duygu ve düşüncelerinin rahatlıkla size anlatabilmelidir. Bunun için birlikte hoş ve eğlenceli vakit geçirebileceğiniz ona özel zamanlar ayırın. Böylece kendine güveni daha da artacak ve zorluklara dayanma gücü yükselecektir.

    *Çocuğunuzun iyi olduğu konularda onu cesaretlendirin, gayretlerini ve değişimini destekleyin. Yaptıklarının yetersiz olduğunu görmek yerine; yaptıklarını takdir etmeli, yapılması gerekenleri ise yeni hedefler olarak önüne koymalıdır. Bu, çocuğunuzun güven duygusunu pekiştirecek ve “yapabileceğine, başarabileceğine”” ilişkin inancını artıracaktır. Programını çek etmede ona destek olunmalıdır.

    *Çocuğunuz için huzurlu ve rahat bir çalışma ortamı sağlayın.

    *Tehdit edici, suçlayıcı ve eleştirel bir tutumla yaklaşıp değerlendirme yapmayın.

    *Çocuğunuzu kendinizle, kardeşleriyle ya da akranlarıyla kıyaslamayın. Sen niye ……. gibi değilsin? O çok çalışıyor. Sen niye çalışmıyorsun? gibi yaklaşımlar içinde olmayın.

    *Çocuğunuzun zekâsını sınavla ölçmeyin. Bu yapılabilecek en büyük hatalardan birdir. “Sen akıllıysan bu sınavı kazanırsın.” gibi yaklaşımlardan uzak durun.

    *Çocuğunuza sınavların yaklaşmakta olduğunu sürekli hatırlatmayın.

    *Sınav öncesinde çocuğunuzu kaygılandıran, telaşlandırıcı tavır ve davranışlardan kaçının.

    *Çocuğunuzla birlikte yapacağınız planları, onun için düşündüğünüz şeyleri sınav sonuçlarına bağlamayın.

    *Sınav öncesinde rahat uyuması, dinlenmesi ve yeterli beslenmesi için olanak sağlayın.

    Baş ağrısı, uyku ve yeme sorunları, çarpıntı, terleme, titreme gibi kaygının fiziksel belirtilerinin artması, çabuk sinirlenme, sosyal iletişimde ciddi sorunlar, çalışma performansınızı etkileyecek düzeyde olumsuz düşüncelerin artması durumunda başarınız için psikiyatrik yardım almanız yararlı olacaktır.

    Kaynak : http://www.kendinigelistir.com/sinav-kaygisi-ve-sinav-kaygisiyla-basetme/#ixzz4nwF2XVJS