İLKÖĞRETİME YENİ BAŞLAYACAK ÖĞRENCİLERİMİZİN VELİLERİNE ÖNERİLER

Sevgili Velimiz ;

Çocuğumuz artık okul öncesi dönemi kapatıp yeni bir döneme, yani ilköğretime geçti.Bu dönem çocuklarımız için pek anlam ifade etmekle birlikte, birçok duyguyu da bir arada yaşamalarına neden olmaktadır.

Biriciklik (Her öğrencinin biricik olduğu) ilkesiyle yola çıkarak, her çocuğun bu dönemi farklı davranış ve duygularla yaşayacağını sizlere belirtmek isteriz. Bir çocuğumuz bu dönemi olumsuz davranışlarla atlatırken,başka bir çocuğumuz içine kapanabilir ya da hiçbir davranış değişikliği göstermeyebilir. Olası değişimlerin, siz velilerimizi endişelendirmemesini diliyoruz.

Bu değişimler yaşanıyorken, çocuğumuz için gerekli önlemler alıp eğitimde uyarlamayı, sınıf öğretmenleri ve rehberlik servisi olarak koordineli çalışmalarla yapıyoruz. Bu dönemi etkin bir şekilde geçirebilmemiz için aile-okul iş birliği büyük önem taşımaktadır.Bu nedenle “Bizler neler yapmalıyız ?” diyorsanız:

 

  • Öncelikli olarak yalnızca problemli öğrencilerin rehberlik servisine gideceği gibi gerçekçi olmayan bir düşünceden uzaklaşmalıyız.
  • Çocuğumuzun aile içi davranış gözlemlerinizi mutlaka okul rehberlik servisi ile paylaşmalıyız.
  • Çocuğumuzun derslerinin ve davranışlarının daha iyiye doğru gitmesi için,öğretmenlerle sıkı bir işbirliği kurmalıyız.
  • Çocuğumuzun tüm arzularının yerine getirilmesi ona her istediği şeyi yapabileceği, elde edebileceği kanısının verilmesi veya tam tersi isteklerinin çok sınırlandırılması,hiç yerine getirilmemesi çeşitli uyumsuz davranışlar geliştirmelerine neden olacaktır.Bu konuda dengeli davranmalıyız.
  • Beğenmediğimiz, hoşumuza gitmeyen yönleri kadar, beğendiğiniz takdir ettiğiniz taraflarını da söylemeliyiz.
  • Çocuğumuzun yanında okuldaki eğitimin ya da öğretmeninin tartışmasını yapmamalıyız.
  • Çocuğunuz okuldan döndüğünde okulda yaşadıklarıyla ilgili onunla konuşmalı ve kaliteli zaman geçirmeye önem vermeliyiz.

Kaliteli zaman : Bütün işlerimizi bir yana bırakıp çocuğumuzla o günün nasıl geçtiğine,neler yaptığına  dair -yargılayıcı tavırlara yer verilmeden  çocuğumuzun duygularını da ifade edebileceği sohbetler olabilir.Böyle yapılan 15-30 dakikalık bir sohbet çocuğumuzu rahatlatacaktır.

– Evde olumsuz davranışları varsa sen dili yerine ben dilini kullanmalıyız.

Ben Dili : O anda çocuğumuzun yaptığı rahatsızlık verici davranış tanımlanmalıdır.Sıfat, suçlama,yargılama ve değerlendirme içermemelidir.Bunun akabinde bizde oluşan duygunun ifade edilmesi  ( Örnek : Babanla konuşurken sözümü kestin, benim konuşmam yarım kaldı ve beni önemsemediğini hissettim. ) Yargılayıcı kelimeler, olumsuz ifadeler sen dilini kullanmak demektir. ( Örnek : yapma ,konuşma, odana git..!!!)

-Ben dilini kullanmak tek başına yeterli  olmayacağı için etkin dinlemeyi de kullanmamız gereklidir.

Etkin dinleme : Dinleme ile etkin dinleme  arasındaki en önemli ayrım , etkin dinlemede sizin çocuğunuza , işittiklerinizden ve çocuğunuzun duygularından anladığınızı söyleyerek geri bildirim vermeniz ; bunu yaparken de çocuğunuzun sorununu çözmesine yardımcı olma amacını gütmenizdir. ( Örnek : ” Anladığıma göre bugün seni kaygılandıracak ve korkutacak kadar büyük bir sorun yaşamışsın …” )

Bahsedilen bu üç püf noktası , aile içi olumlu iletişimin sağlanması bakımından büyük önem taşımakta ve çocuklarımızın ilköğretime uyum süreçlerinde yardımcı olmaktadır.Biz Özel Evrensel Okulları öğretmenleri, çocuklarımızın öncelikli olarak mutluluğunu hedefliyoruz.

Bunun için çocuklarımızı anlıyoruz ve anlaşıldıklarını hissetmelerini sağlayacak şekilde onları destekliyoruz. Okul – aile – öğrenci üçgeninde herkesin üstüne düşeni yapması halinde ; başarılı , ruh sağlığı yerinde ve mutlu öğrenciler yetiştireceğimize inanıyoruz.