Sizin İçin Seçtiklerimiz;

  •  

    İLKÖĞRETİME YENİ BAŞLAYACAK ÖĞRENCİLERİMİZİN VELİLERİNE ÖNERİLER

    Sevgili Velimiz ;

    Çocuğumuz artık okul öncesi dönemi kapatıp yeni bir döneme, yani ilköğretime geçti.Bu dönem çocuklarımız için pek anlam ifade etmekle birlikte, birçok duyguyu da bir arada yaşamalarına neden olmaktadır.

    Biriciklik (Her öğrencinin biricik olduğu) ilkesiyle yola çıkarak, her çocuğun bu dönemi farklı davranış ve duygularla yaşayacağını sizlere belirtmek isteriz. Bir çocuğumuz bu dönemi olumsuz davranışlarla atlatırken,başka bir çocuğumuz içine kapanabilir ya da hiçbir davranış değişikliği göstermeyebilir. Olası değişimlerin, siz velilerimizi endişelendirmemesini diliyoruz.

    Bu değişimler yaşanıyorken, çocuğumuz için gerekli önlemler alıp eğitimde uyarlamayı, sınıf öğretmenleri ve rehberlik servisi olarak koordineli çalışmalarla yapıyoruz. Bu dönemi etkin bir şekilde geçirebilmemiz için aile-okul iş birliği büyük önem taşımaktadır.Bu nedenle “Bizler neler yapmalıyız ?” diyorsanız:

    • Öncelikli olarak yalnızca problemli öğrencilerin rehberlik servisine gideceği gibi gerçekçi olmayan bir düşünceden uzaklaşmalıyız.
    • Çocuğumuzun aile içi davranış gözlemlerinizi mutlaka okul rehberlik servisi ile paylaşmalıyız.
    • Çocuğumuzun derslerinin ve davranışlarının daha iyiye doğru gitmesi için,öğretmenlerle sıkı bir işbirliği kurmalıyız.
    • Çocuğumuzun tüm arzularının yerine getirilmesi ona her istediği şeyi yapabileceği, elde edebileceği kanısının verilmesi veya tam tersi isteklerinin çok sınırlandırılması,hiç yerine getirilmemesi çeşitli uyumsuz davranışlar geliştirmelerine neden olacaktır.Bu konuda dengeli davranmalıyız.
    • Beğenmediğimiz, hoşumuza gitmeyen yönleri kadar, beğendiğiniz takdir ettiğiniz taraflarını da söylemeliyiz.
    • Çocuğumuzun yanında okuldaki eğitimin ya da öğretmeninin tartışmasını yapmamalıyız.
    • Çocuğunuz okuldan döndüğünde okulda yaşadıklarıyla ilgili onunla konuşmalı ve kaliteli zaman geçirmeye önem vermeliyiz.

    Kaliteli zaman : Bütün işlerimizi bir yana bırakıp çocuğumuzla o günün nasıl geçtiğine,neler yaptığına  dair -yargılayıcı tavırlara yer verilmeden  çocuğumuzun duygularını da ifade edebileceği sohbetler olabilir.Böyle yapılan 15-30 dakikalık bir sohbet çocuğumuzu rahatlatacaktır.

    - Evde olumsuz davranışları varsa sen dili yerine ben dilini kullanmalıyız.

    Ben Dili : O anda çocuğumuzun yaptığı rahatsızlık verici davranış tanımlanmalıdır.Sıfat, suçlama,yargılama ve değerlendirme içermemelidir.Bunun akabinde bizde oluşan duygunun ifade edilmesi  ( Örnek : Babanla konuşurken sözümü kestin, benim konuşmam yarım kaldı ve beni önemsemediğini hissettim. ) Yargılayıcı kelimeler, olumsuz ifadeler sen dilini kullanmak demektir. ( Örnek : yapma ,konuşma, odana git..!!!)

    -Ben dilini kullanmak tek başına yeterli  olmayacağı için etkin dinlemeyi de kullanmamız gereklidir.

    Etkin dinleme : Dinleme ile etkin dinleme  arasındaki en önemli ayrım , etkin dinlemede sizin çocuğunuza , işittiklerinizden ve çocuğunuzun duygularından anladığınızı söyleyerek geri bildirim vermeniz ; bunu yaparken de çocuğunuzun sorununu çözmesine yardımcı olma amacını gütmenizdir. ( Örnek : " Anladığıma göre bugün seni kaygılandıracak ve korkutacak kadar büyük bir sorun yaşamışsın ..." )

    Bahsedilen bu üç püf noktası , aile içi olumlu iletişimin sağlanması bakımından büyük önem taşımakta ve çocuklarımızın ilköğretime uyum süreçlerinde yardımcı olmaktadır.Biz Özel Evrensel Okulları öğretmenleri, çocuklarımızın öncelikli olarak mutluluğunu hedefliyoruz.

    Bunun için çocuklarımızı anlıyoruz ve anlaşıldıklarını hissetmelerini sağlayacak şekilde onları destekliyoruz. Okul – aile – öğrenci üçgeninde herkesin üstüne düşeni yapması halinde ; başarılı , ruh sağlığı yerinde ve mutlu öğrenciler yetiştireceğimize inanıyoruz.

  • ÖDEV

    Sayın veli,

    Ev ödevleri, öncelikle okulda öğrenilen bilgi ve yaşantıların kalıcılığını sağlamak veya bu bilgi yaşantıları genişletmek amacıyla öğretmenler tarafından öğrencilere verilmektedir.

    Aynı zamanda ödevler; öğrencide sorumluluk geliştirir,başarısını artırır ve içdisiplin geliştirmesine yardımcı olur.Çocuk ödev yoluyla edindiği bilgi ve beceriler ışığında özgün çalışmalar gerçekleştirme fırsatı bulur.İster akşam yaşanan ev ödevi savaşları olarak,ister her gece yaşanan gerilimler olarak tanımlansın; pek çok anne-baba çocuğunun ödev yapma alışkanlığı olmadığını düşünmektedir.

    Çocuklar,çoğunlukla eve ödevle gelirler.Evde yapılacak bu çalışmalar için de belirli bir zaman ayırmak önemlidir.Bu çalışmanın karşısına dikilen en önemli engellerden biri başlayamamaktır.Kimi çocuklar, ödevlerine doğrudan başlar,istekle çalışır ve bitirirler.Kimi çocuklar ise ödevlerine yönelmede giderek artan bir ilgi ve çaba gösterir.Eski alışkanlıkların da etkisiyle daha geç sonuca varırlar.           Kimileri ise, bir türlü ödevine başlamayan,eğlenen,ancak zamanın daralması sonucu zorlama ve uyarmalarla harekete geçen çocuklardır.Ancak unutmamak gereken nokta, okuldan geldikten sonra biraz dinlenmeye onların da ihtiyaçları olmasıdır.

    Anne-babaların çoğu, ödev yapma sisteminin içinde 3 farklı katılımcının olduğunun farkında değildirler.Anne-baba, öğretmen ve çocuk ödev yapma sisteminin sorunsuz sürdürülebilmesi için herkesin üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmesi gerekmektedir.

    Öğrencinin gelişimi, öğrenme becerileri,dikkatini yoğunlaştırma ve sürdürme becerisi yaşına uygun mu, ders çalışma motivasyonu nasıl, çalışma disiplinini etkileyen nedenler nelerdir incelemek gerekir.Eğer zekasında,öğrenmesinde ve dikkat becerilerinde sorun yoksa tek başına çalışma disiplinini kazanabilir.Ancak bu alanlarda sorun yaşayan bir çocuğun özel eğitim desteği alması,birlikte ders çalışılması gereklidir.

    Peki ebeveynler olarak hiç mi karışmayacağız ?

    Temelde yapmamız gereken çocuklarımıza rehber olmaktır.Elbette hiç çalışma alışkanlığı olmayan bir öğrenci için ilk başlarda yanında olmak yararlı olacaktır.Ancak bu sürenin uzamaması çok önemlidir.

    Ödev yapma alışkanlığını çocuklarımıza aşılayabilmemiz için öncelikli olarak çocuğa niçin ödev yapılması gerektiğinin ve tamamlamanın neden önemli olduğunun onun anlayabileceği bir dille açıklanması gerekir.Çünkü çocuklar bunu kavramadıklarında ders yapmamak için kendilerince mantıklı sebepler bulup, “ Ben zaten bunları biliyorum, bunu yapsam bana ne faydası olacak ki ! “ gibi yorumlarda bulunup bu konuda sizinle gereksiz tartışmalara girebilirler.

    Veliler olarak neler yapabiliriz ?

    • Okuldan eve geldiğinde, bir saat kadar dinlenmeye zaman ayırın.Bunun 10 dakikasını, birlikte sohbet ederek geçirmeye çalışın.
    • Çalışma alanı oluşturun.Masa başında, dik oturarak, sessiz bir ortamda çalışmasını sağlayın.
    • Dikkatini dağıtan eşyaları ortadan kaldırın. Afiş,poster, oyuncak vb.
    • Ödevi bir düzene oturtun. Zamanını planlaması için bir çizelge hazırlayın.Her gün aynı saatte ödeve oturmasını sağlayın.
    • Eğitimin ve ödevlerin önemli olduğunu düşündüğünüzü gösterin.Her akşam bitirdiği ödevleri size göstermesini isteyin.Çabası için onu takdir edin.Günlük ödevlerinin ne olduğunu öğrenmeyi alışkanlık haline getirin.
    • Eğer çocuk ödevin tümünü yapmakta zorlanıyorsa, o zaman ödevi küçük parçalara ayırın.
    • İyi bir model olun. Çocuklarınız sizi okurken yeni bilgiler öğrenirken görsünler.
    • İlgi gösterin. Veli toplantılarına katılın,gösterilerini izleyin.
    • Verilen ev ödevlerini takip edin.
    • Yardım için hazır olduğunuzu çocuğunuza hissettirin.
    • , ve 2. Sınıflarda ödevlerine destek verin.Daha büyük sınıflarda, ödevini kendisi bitirdikten sonra yapamadıklarını size sormasını söyleyebilirsiniz.
    • Çocuğun ödev yapma zamanında TV vs. açık olmamasına dikkat edin.TV izleme zamanını kontrol altına alın.
    • Ödevlerini yapmayın yol gösterin. Fazla yardım edilen çocuklar sorumluluk alma alışkanlığı kazanamaz ve sorumluluklarını başkalarının üzerine yıkma davranışını alışkanlık haline getirebilirler.Yardım veren kişi yanlarında olmadığında başaramayacakları hissine kapılıp çabuk vazgeçen, yapamadıklarında ağlayan,problem çıkaran çocuklar haline gelebilirler.
    • Çocuğunuz yaptığı ödevleri okula götürmede sık sık unutkanlık yaşıyorsa  odasında “ ödev koyma köşesi “ oluşturabilirsiniz.Akşamdan  ödevlerini oraya bırakma ve sabahtan oradan alma alışkanlığını zamanla kazanacaktır.
    • Ödev yapmadığında çocuğa hakaret etmek,aşağılayıcı sözlerle ceza vermek yerine; ödev yapmama davranışının sonucuyla ( öğretmenine mahcup olma,arkadaşlarının yanında kendini kötü hissetme vb.) ertesi gü kendisinin karşılaşacağını hatırlatın.

    Sonuç olarak,sizler çocuğunuzun okul yaşamına olumlu yönde katkı sağlayabilecek temel karakterlersiniz .Gerçekçi beklentiler içinde olun,çocuğunuzun çabalarını destekleyin.Öğretmenle etkili bir iletişim kurun.Gerektiğinde okulumuzun Psikolojik Danışma ve Rehberlik biriminden yardım alın.

  • ÖZGÜVEN

    Özgüven insanın kendisiyle ve çevresiyle barışık olması, olumlu ve olumsuz yönlerinin farkında olması demektir. Özgüven sahibi kişiler hem olumlu hem de olumsuz yönleriyle yüzleşir, kendine karşı dürüst ve gerçekçi olur ve yetersiz olduğu konularda kendilerini geliştirmek için çaba gösterirler. Sorumluluk aldıkları konularda ise tek başlarına mücadele etme ve sorunlarla karşılaştıklarında çözme becerisine sahiptirler.

    ÖZGÜVENİ YETERLİ GELİŞİM GÖSTEREN ÇOCUK:

    • İlk defa girdiği ortamlarda bile çekingen davranışlar sergilemez.
    • Soru sormaktan, incelemekten, araştırmaktan çekinmez.
    • Duygularını rahat ifade eder.
    • Kendini koruyabilir ve savunabilir.
    • Sorumluluklarını genellikle yerine getirir.
    • Ders ortamında aktiftir.
    • Tek başına okula gitmekten, dışarı çıkmaktan çekinmez.
    • Grup, çalışmalarında aktif rol oynar.
    • Mücadeleyi sever.
    • Başkalarından çok kendisiyle yarışmayı sever.

    ÇOCUKLARIN ÖZGÜVENİNİ  GELİŞTİRMEK İÇİN;

    1- Var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu onlara hissettirin.Onlara olan sevginizin başarı ya da başarısızlıklarına bağlı olmadığını, var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu ve ne olursa olsun onları daima seveceğinizi söyleyin.

    2- Kendilerine olan özgüvenlerinde sorun olduğunu gördüğünüz an harekete geçin.Unutmayın kendine özgüven duymak kendini beğenmişlik ya da kibirlilik demek değildir. Özgüven sadece olduğu gibi kabul edilmiş olmanın verdiği kendini rahat, iyi ve güvenlik içinde hissetmektir. Başarısı ile şımaran, kibirli davranışlar gösteren çocuğun kendisine olan özgüveni yok ya da düşük demektir.

    3- Çocuğunuza gerçek özgüveni sağlamasında yardımcı olun. Çocuğunuzun zayıf yanlarını görmezlikten gelmeyin, dürüst olun, ama onları eleştirmeyin. Çocuklar kendilerindeki eksiklikleri ve kusurları kabullenmelidir. Bunun yanı sıra iyi ve kuvvetli oldukları yanları ile gurur duyabilmelidirler.

    4- Çocuğunuza kendisine has yeteneklerini ortaya çıkarmasında yardımcı olun. Çocuklar birbirlerinden farklıdır. Her çocuğun farklı özellikleri ve yetenekleri vardır. Hepsinin başarılı olduğu alanlar değişiktir. Çocuklarınıza kendi ilgi alanları ve yetenekleri doğrultusunda faaliyetlere katılma imkanı sağlayarak onların araştırmaları ve yeni şeyler keşfetmeleri için destekleyin. Böylece kendilerinde var olan yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlayarak kendilerine özgüven duymalarını sağlamış olursunuz.

    5- Yaptıkları ve ilgilendikleri şeylerin sizin için önemli ve değerli olduğunu gösterin. Katıldıkları faaliyetleri ve ilgilendikleri şeyleri sorun, okulda katıldıkları faaliyetlerin gösterilerine gidin.

    6- Evinizde herkesin birbirine güveneceği bir ortam oluşturun. Duygularını, düşüncelerini, sevgisini, başarı ya da başarısızlıklarını, hayal kırıklıklarını aile fertleriyle rahatça paylaşabilen çocuklar özgüvenli olurlar. Onların duygu ve düşüncelerini ciddiye alın.

  • Çocuğum Yemek Yemiyor

    Her anne çocuğunun düzenli yemek yemesini ve yemek ayırt etmemesini ister. Bu nedenle ebeveynler çocuğun sağlıklı olması için gerekli olduğundan beslenme konusunda oldukça ısrarcı davranırlar. Çocuğun çok yemek yemesi gerekir düşüncesiyle hareket ettikçe de çocuklara daha çok yemeleri konusunda sürekli çaba gösterirler ve çocuk yemeyi çeşitli nedenlerle reddettiğinde kendilerini kötü, başarısız bir anne olarak görürler. Bu davranış ısrarla devam ettikçe çocuk annesinin bu konudaki zaafını hisseder ve yeme davranışını anneye karşı kullanmaya başlar, başkaları kolayca yedirebilirken anne çok sıkıntı çekmeye başlar. Yedirme sırasında annenin üzüldüğünü veya sinirlendiğini hissettikçe çocuk davranışını devam ettirir. Olayı çözecek davranışın, olayı başlatan kişiden, anneden gelmesi gerekmektedir. Ama yaşanan gerginlik anneyi esir almışa anne çözüm bulmayı düşünemeyebilir.

    Çevredekiler, özellikle de kendi anne- babaları, büyükleri ve diğer büyükler tarafından gelen “ Bu çocuğa yemek yedirmiyor musunuz? , “ Aç kalıyor bu çocuk, hasta olacak”, “Bu kadar az yerse bu çocuk büyümez”, gibi yorumlar, ebeveyni bir yandan kızdırırken bir yandan da üzmekte, kendilerini suçlu, kötü, başarısız bir anne- baba olarak hissetmelerine yol açmaktadır.


    Bu duygu ve düşüncelerle dolan anne- baba zorlu ve kaybetmeleri neredeyse kesin olduğu bilinen ( ancak onların fark edemedikleri) bir mücadeleye başlarlar. “hadi yavrum, yesene” “bak bu son lokma, hatırım için ye”, tarzı cümleler yemek masasını süslemeye başlar. Elinde tabakla çocuğun arkasından koşuşturmak, ilgisini çekebilecek hikayeler anlatmak, vaatlerde bulunmak ve tüm bu çabalara rağmen çocuk halen yemiyor, ağzında tutuyorsa sinirlenmek, bağırıp çağırmak, çocuğa cezalar vermek, hatta bazen vurmak... Çocuğa yararlı olması için harcanan tüm bu çabalar, hüsranla sonuçlanabilmektedir.

    Çocuk yine yememiş olur, anne baba çok sinirlidir, belki de birbirleriyle tartışmaya başlamışlardır, evde huzursuzluk hakimdir. İş inada binmeye başlar, çocuk bazen boyun eğip bir- iki lokma yese de çoğunlukla yediğini ağzında tutar, kusar, tükürür. Bir sonraki yemek saati için bıçaklar bilenmeye başlanmıştır, her iki taraf çeşitli önlemler almaktadır.

    TAVSİYELER

    Çocuğun büyüyüp gelişmesi için gerekli olan tek şeyin yiyecekler olmadığını hatırlayın. Çocuk sevgiyle, şefkatle, ilgiyle de beslenir. Çocuğunuzun sağlıklı gelişmesi için çok yemesi gerekmez, dengeli beslenmesi yeterli olacaktır. Çocuğunuzu diğerleriyle karşılaştırmayın, her bünyenin gereksinimi ve büyüme hızı farklıdır. Aç olan çocuk eninde sonunda yemek ister, onun kendinin aç olduğunu fark etmesine izin verin. “şunu yer misin, bundan da ister misin, belki bunu seversin” gibi sorulardan uzak durun.

    Çocuğunuzu yemeğini masada oturup yemesi için teşvik edin. Yemek masasını sıkıntılı değil de aile üyelerinin günlerini nasıl geçirdiklerini anlattıkları, sohbet ettikleri bu arada da hep beraber yemek yedikleri bir yer olmasına çalışın.

    Sadece öğününde yemek teklif edin, yemek aralarında atıştırmalarına izin vermeyin, zaten küçük olan mideleri çabuk doyuran bu abur- cuburlarla dolacak, açlık hissi ortadan kalkacaktır.

    Yemek seçimiyle ilgili olarak, onun için besleyici olduğunu düşündüğünüz yiyeceklerden evde olanlar arasında seçim yapmasını isteyebilirsiniz, seçtiği halde yemediği yiyeceği bir başka öğünde tekrar deneyebilirsiniz. Yemek sırasında ne kadar sinirlenirseniz sinirlenin belli etmemeye çalışın. Dolu tabağı gayet sakin bir şekilde çocuğunuzun önünden alın ve gülümseyerek sohbetinize veya yapacağınız şeye devam edin.

    Yemeğini yemediği için çocuğunuzu cezalandırmayın veya yediği için ödüllendirmeyin.

    Yemeğini yemesi için ısrarcı olmayın, sözler vermeyin, hikâyelerle dikkatini dağıtıp ağzına yemeği tıkmayın.

    Yemeklerin hepsini birbirine karıştırıp hızla yedirmeye çalışmayın. Bırakın sırasına kendi karar versin. Kendilerine ait bir yemek zevklerinin gelişmesine olanak tanıyın.

    Yemek sofrada yenir, elinizde tabak oda oda dolaşmayın.

    Yemek işini inada bindirmeyin, bu yolla çocuğunuzun sizin üzerinde egemenlik kurmasına izin vermeyin.

    Yemek saatinde evde değilseniz, çocuğunuzu gördüğünüzde ilk sorunuz “yemeğini yedin mi?” veya “ne yedin bu akşam?” olmasın, çocuğunuzun diğer yaptıkları da sizi en az yemesi kadar ilgilendirsin. Ayrıca da can sıkıcı bir konu açarak günü geri kalan kısmında sıkıntı yaşamanız ikiniz açısından da kötü olacaktır.

    Çocuğunuzun yemeyle ilgili sorununu onun duyabileceği yerlerde başka kişilerle paylaşmayın, çocuğunuz bu olaydan iki şeklide etkilenir. Hem kendinin bile tam anlamıyla farkında olmadan yaptığı ilgi çekebilme işini yemeyerek başardığını algılar, hem de sizi üzmekten dolayı kendi kötü çocuk olarak hisseder. Zaman zaman da size kızdığında sizi cezalandırmak için yemeği kullanılır hale gelir.
    Unutmayın ki; iyi anne- baba olmak çocuğunuzu iyi gıdalarla beslemekten geçmiyor. Çocuğunuzla aranıza hiçbir şeyin- yiyeceklerin bile- girmesine izin vermeyin, açığı sonradan kapatılamayan tek şey sevgidir- güvendir.

  • ANNE BABALARA ÇOCUK YETİŞTİRMEDE ÖNERİLER

    • Çocuklarınız sürekli bir büyüme ve değişme içindedir.Sizin çocuğunuz olsa da sizden ayrı bir kişilik geliştirmektedir.Onu tanımaya ve anlamaya çalışın.
    • Çocuğunuz,yaşamı deneme yanılma oluyla öğrenir.Ona ayak uydurmakta zorluk çekebilirsiniz.Onları oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarında özgür bırakın.Onu her yerde ve her zaman koruyup kollamayın.Onu, küçük diye şımartmayın.O zaman çocuğunuz hep çocuk kalmak ister.Çocuksu davranışlar sergiler.
    • Her istediğini , istediği zaman elde edemeyeceğini ona öğretin. Ona boş vaatlerde bulunmayın,söz vermeyin. Sözünüzü tutamazsanız sizlere olan güveni azalır.Çocuğunuzun isteklerine karşı kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin.
    • Olumsuz davranışlarında onu sınırlayın.Koyduğunuz kuralları ve yasakları ona, “aile kuralı” olarak benimsetin.Çünkü hiç kısıtlanmayan çocuklar ne yapacağını şaşırırlar.Ona karşı tutarsız davranışlar sergilemeyin.Çünkü onlar, tutarsız davranışlarınız karşılığında hem bocalar hem de tutarsızlıklardan yararlanırlar.
    • Çocuğunuza sürekli nasihat vermeyin.Onlar nasihatinizden daha çok davranışlarınızdan etkilenirler.Bununla beraber yanlış yapmaktan ve çocuğunuz karşısında yanlışınızı kabul etmekten korkmayın.Çünkü çocuklar, yanlışları çabuk unutup doğruları öğrenebilirler.
    • Çok konuşup çok bağırmayın. Çünkü onlar yüksek sesle konuşulanları pek duymazlar.Yumuşak ve kesin sözler, onlarda daha çok iz bırakır. “ Ben senin yaşında iken ….” sözlere asla kulak asmazlar.
    • Çocuğunuzu kendinizle özdeşleştirmeyin.Onu olduğu gibi kabul edin.Yanılma payı bırakın. Küçük yanılgılarını büyük suçmuş gibi değerlendirmeyin.Olumlu davranışlarını takdir etmeye özen gösterin.
    • Yaramazlıkları için onları kötü çocukmuş gibi yargılamayın. Yanlış davranışlarını düzeltin. Ceza vermeden önce mutlaka onu dinleyin.Suçunu aşalar cezalar vermeyin.Onu sevmemeyi kesinlikle ceza olarak kullanmayın.
    • Onu dinleyin.Çünkü öğrenmeye en yatkın olduğunu anlar,soru sorduğu anlardır.Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun.Gerçekleri söyleyin.Soru sorma şevkini kırmayın ve özenle cevaplandırın.
    • Onları yeteneklerini üstünde işlere zorlamayın,başarabileceği işler için güdüleyin.Ona,güvendiğinizi belli edin, onu destekleyin ve çabasını övün.
    • Onu başkalarıyla karşılaştırmayın,umutsuzluğa kapılmasın.Yaşının üstünde olgunluk beklemeyin.
    • Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın.Öğrenmesi için zaman tanıyın.Dürüst davranmadığı zaman ,çok fazla üstüne gitmeyin.Onu,yalan söylemeye sevk etmeyin.
    • Sizi çok bunaltsa da soğukkanlılığınızı yitirmeyin.Kızabilirsiniz, ama onu aşağılamayın, hakaret etmeyin .Özellikle yabancıların yanında onu eleştirmeyin, mahcup etmeyin.
    • Çocuğunuza karşı haksızlık ettiğinizi fark ettiğinizde, bunu ona açıklamaktan korkmayın.Açıklamalarınız,sizi ona daha çok yakınlaştırır.Bunu zayıflık olarak görmeyin ve kullanmasından korkmayın.
    • Çocuğunuza kendinizi,yanılmaz ve erişilmez olarak göstermeye çabalamayın.
    • Çocuğunuza zorla yemek yedirmeye çalışmayın.Yemek yedirirken rahat davranın ve sağlıklı yiyecekleri alternatif olarak sunun.Çocuğunuz onlar arasından seçimini yapacaktır.Çocuğunuzun eme isteğini yükseltin.Sevdiğinden emin olun olduğunuz yemek çeşitlerinden birini sofrada bulundurun.Yemek saatinden önce abur cubur şeylerle karnını doyurmayın.
    • Çocuklar, dövüşür,atışır ve kavga ederler. Kavgayı önleyemezsiniz ama onunla baş etme ya da en aza indirmek sizin elinizdedir.Çocuklarınız kavga ettiği zaman hakemlik yapmayın,”kim başlattı “ vb. sözlerle tartışmanın içine girmeyin.Onlara kavgalarla baş etme sorumluğu verin Odadan çıkın, onların sizi kullanmasına izin vermeyin.Ancak olayın kötüye gittiğini hissettiğiniz durumlarda araya girin.Unutmayın; olayın ne kadar dışında kalırsanız çocuklarınız da kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmede o kadar yaratıcı olacaklardır.Birbirlerine sevgilerini göstermelerini ona öğretin.
    • Çocuğunuza bir şey yaptırtmak istediğinizde “yap “ gibi emir sözcükleri yerine “ yapar mısın ? ifadesini kullanmaya özen gösterin.Çünkü emir ifadeleri çocukta direnme ve isteksizlik yaratır.
    • Günlük programınızda sadece çocuğunuz için bir zaman ayırın.Ama unutmayın ki önemli olan zamanın uzunluğu değil niteliğidir.Onun için ayırdığınız zamanda onun seçtiği bir etkinliği, geziyi,oyunu birlikte yapın.
    • Çocuklar için en temel ihtiyaç sevgidir.Sevginizi sadece davranışlarınızla değil sözel olarak da ifade etmeniz onları mutlu edecektir.

    Sayın anne,babalar lütfen çocuklarınıza “SENİ SEVİYORUM” demeyi unutmayın.

    KAYNAK : Ana –Baba ve Çocuk                Prof.Dr. Haluk YAVUZER

    Gerçekten beni duyuyor musun?            Leyla Navaro

    Eğitim ve Psikoloji Rehberi                     Ömer Baldık