Deniz Seki Müzikleri İndir - Kürt Remzi Müzikleri İndir - Zara Müzikleri İndir Evrensel Kolej | | - Part 2

Evrensel Kolej

Sizin İçin Seçtiklerimiz;

  • MESLEK SEÇİMİ

    Kişinin kendisine açık meslekleri, çeşitli yönleriyle değerlendirip kendi ihtiyaçları açısından istenilir yönleri çok, istenmeyen yönleri az olan birine yönelmeye karar vermesi olarak tanımlanabilir.

    Meslek seçiminin çocukluktan itibaren yaşama "hedef ve anlam" katan bir yönü vardır. Bu anlam doğrultusunda harekete geçen genci karar verme aşamasında bazı sıkıntılar beklemektedir. Genç bir yandan ergenlik problemleriyle meşgul olurken, bir yandan da geleceği ile ilgili bir seçim yapması gerekir. Hızlı bir fizyolojik ve fiziksel değişme içindeyken aynı zamanda gelecekteki eğitimi, kariyeri hakkında yeni kararlar verme baskısı, genci daha önce oluşturduğu kimliğini gözden geçirmeye zorlar ki bu da zor bir süreçtir.

    Meslek seçiminde önemli olan, kişinin o mesleği yaparken mutlu olması yani mesleki doyumu yaşamasıdır. Yaptıkları işte mutsuz olan kişiler; bir süre sonra tükenmişlik duygusu yaşamaya başlamaktadırlar. Bu hem kişinin yaşam kalitesini hem de işteki verimliliğini olumsuz etkiler.

    Sağlıklı bir mesleki karar sürecinin 3 aşaması vardır:

    1-Kişinin yetenek (hangi çalışma alanının gerektirdiği görevlerin yerine getirebileceği)- ilgi (nasıl bir çalışma ortamında, ne gibi işler yapmaktan hoşlanılacağı) ve değerlerinin (mesleki etkinliklerden beklenen yarar) farkında olması

    2-Meslekler hakkında bilgi sahibi olma

    3-Kişinin kendi özellikleriyle mesleklerin özelliklerini karşılaştırarak istenilir yönleri fazla, istenmeyen yönleri az ve erişme olasılığı yüksek olan seçenekleri bulmasıdır.

    KENDİNİ TANIMA

    Bir insanın kendisine uygun mesleği seçebilmesi için önce kişisel özellikleri ve mesleklerin özellikleri konusunda ayrıntılı bilgi sahibi olması gerekir

    Ergenlik dönemindeki gencin kendisini tanımasında güçlükler yaşanmaktadır. Bu güçlük, gelişimin devam etmesi ve gencin kendi istek, beklenti, ilgi ve yeteneklerini farklı algılamasından kaynaklanmaktadır. Bazen yeteneklerine güven azlığı bazen de kapasitesinin üzerinde beklentiler nedeniyle gencin ilgileri sürekli değişebilmektedir. Aile ve çevre beklentileri, arkadaş grubunun etkisi de gencin kararını etkilemektedir. Kişisel özelliklerini keşfetmesi konusunda anne baba ve yetişkinler olarak gence yardımcı olmak gerekir.

    Anne baba olarak;

    Çocuğunuz hangi konulara ilgi duyuyor?
    Hangi alanlarda ve işlerde yetenekli olduğunu düşünüyorsunuz?
    Kişilik özelliklerini biliyor musunuz? (Örneğin sosyal ilişkilere gereksinimi olan bir kişi bu özelliğini çok fazla kullanamayacağı bir meslek seçerse mutsuz olabilir)
    Yaşamdan beklentileri neler?
    Yaşamda en çok nelere öncelik ve önem veriyor?
    Fiziksel özellikleri seçmeyi düşündüğü meslek için bir engel oluşturuyor mu? (Örneğin pilotluk eğitimi almak isteyen bireylerin görme kusuru olmaması gerekir.) vb. sorular üzerinde düşünmesini sağlayabilirsiniz.

    MESLEKLERİ TANIMA

    Gençlerin sağlıklı bir mesleki karar verebilmeleri için seçeneklerinin neler olduğunu araştırmaları gerekir.

    Meslekleri faaliyet alanları açısından gruplandırırsak:

    Mühendislik ve Teknik Bilimler Grubu: Problem çözme becerileri yüksek, analitik düşünebilen, temel bilimler alanında güçlü bir akademik bilgiye sahip, yaratıcı, teknolojiyi izleyen bireylerin bu gruptaki mesleklere yönelmeleri mesleki doyumlarını arttıracaktır.

    Tıp ve Sağlık Bilimleri Grubu: Kuvvetli bir dikkate ve belleğe sahip, el-göz koordinasyonu gelişmiş, temel bilimlere ilgili, araştırma becerisine sahip, sabırlı, hoşgörülü, insan ilişkilerinde başarılı, azimli bireylerin bu gruptaki mesleklere yönelmeleri mesleki doyumlarını arttıracaktır.

    Yönetim Bilimleri, Ekonomi ve Uluslararası İlişkiler Grubu: Sayılarla düşünebilme yeteneğine sahip, çok yönlü düşünebilen sosyal bilimlere ilgili, teknolojiyi etkin kullanan ve gelişmeleri takip eden bireylerin bu gruptaki mesleklere yönelmeleri mesleki doyumlarını arttıracaktır.

    Sosyal Bilimler Grubu: Kitap okuma alışkanlığı olan, sosyal bilimler alanında güçlü bir akademik bilgiye sahip, iletişim becerisi güçlü, etkili ifade yeteneğine sahip bireylerin bu gruptaki mesleklere yönelmeleri mesleki doyumlarını arttıracaktır.

    Edebiyat ve Dil Bilimleri Grubu: Sözel yeteneği güçlü, dil-edebiyat-tarihe ilgili, bilimsel meraka sahip, kitap okuma alışkanlığına sahip bireylerin bu gruptaki mesleklere yönelmeleri mesleki doyumlarını arttıracaktır.

    Ziraat ve Hayvanlarla İlgili Bilimler Grubu: Doğayı seven, çevreyi ve doğayı korumayı ilke edinmiş, arazi şartlarında sorunsuz çalışabilecek, teknolojik gelişmelere açık bireylerin bu gruptaki mesleklere yönelmeleri mesleki doyumlarını arttıracaktır.

    Temel Bilimler Grubu: Sayısal düşünme gücüne, bilimsel meraka sahip, araştıran, sorgulayan, dikkatli, yaratıcı bireylerin bu gruptaki mesleklere yönelmeleri mesleki doyumlarını arttıracaktır.

    Son olarak, gencin kendi özellikleri (ilgi, yetenek, değer) ve mesleklerin gerektirdiği özellikleri (akademik beceriler, fiziksel-bedensel-ruhsal özellikler, çalışma ortamları, çalışma alanları, özel koşullar) göz önünde bulundurarak istenilir yönleri fazla, istenmeyen yönleri az olan seçeneğe karar vermesi gerekir.

    KARAR VERME

    İlgileri-yetenekleri-değerleri konusunda kendini, çalışma alanları-çalışma ortamı-mesleğin gerektirdiği özellikler başlıklarında meslekleri tanıyan gencin yapması gereken, kendi özellikleri ile mesleklerin özelliklerini karşılaştırmak ve bir karar vermektir.

    Genci karar sürecinin karmaşasından koruma amacıyla anne babanın kararları vermesi ve kararların sonuçları ile ilgili sorumluğu da anne babanın üstlenmesi genel eğilimdir. Seçeceği meslek konusunda karar vermek gencin belki de yaşamı boyunca vereceği ilk önemli karardır. Bu nedenle de aile desteği çok önemlidir.

    Anne-Babanın Mesleki Karar Sürecinde Etkisi Ne Olmalıdır?

    Gencin kendi ilgi, yetenek ve beklentileri doğrultusunda seçim yapmasına izin verin. İlgi ve yeteneklerini belirleme konusunda yapacağınız gerçekçi geribildirimler meslek seçiminde karar vermesini kolaylaştıracaktır.

    Bazı anne-babalar çocuğun yeteneklerine bakmadan onu zorlar. Çocuğunuzun yeteneklerine ve isteklerine uygun olmayan bir mesleği seçmesi onu mutsuz ve genellikle başarısız yapar.

    Bazı durumlarda anne-baba kendi gerçekleştiremedikleri ideallerini çocuklarının gerçekleştirmesini bekler. ""Ben olamadım, o olsun"", anlayışı ile genç zorlanır. Bu baskıcı tutum gencin belki de mutlu olmayacağı, doyum sağlayamayacağı bir mesleğe yönelmesine neden olacaktır.

    Çocuğunuzun istek ve ideallerinin sizden farklı olabileceğini unutmayın. Meslek seçimi konusunda yol gösterebilir, fikrinizi söyleyebilirsiniz; ama son kararı genç vermelidir.

    Genci kendisinden daha başarılı olan kişilerle kıyaslamak onu üzecek ve kızdıracaktır. Böyle bir durumda çocuğunuza verdiğiniz mesaj, ""Seni bu halinle kabul etmiyorum sen de başkaları kadar başarılı olursan seni kabul ederim ve severim""dir. Unutmayın insanlar yetenekleri yönünden eşit değildir. Gelişimi başkalarıyla kıyaslayarak değil, kendi içinde değerlendirmek gerekir.

    Bir mesleğin bol para kazandırdığı, kolay, rahat ve eğlenceli olduğu için seçilmesi yaratıcılığı ve üretkenliği baltalar.

    Çocuğunuza en büyük mutluluğun sevdiği işi yapmak, yaptığı işi sevmek olduğunu aşılayın. Çocuğunuza mesleğin adının değil, yaptığı işi iyi yapmanın saygınlık getirdiğini anlatın.

    Gence hızlı bir değişimin yaşandığı günümüzde insanların ömürlerini tek bir meslekle geçirme olasılığının azalmakta olduğunu, bilim ve teknolojinin gelişmesiyle meslek çeşitlerinin hızla arttığını, iş yaşamının talepleri doğrultusunda yeni mesleklerin ortaya çıktığını belirtin.

    Üniversite eğitiminin her zaman belli bir meslek kazandırmadığını, üniversitenin daha çok kültür kazandırarak gencin daha geniş bir alanda iş arama şansını arttırdığını vurgulayın

    Kişinin yaşamı boyunca mesleğinde ortaya çıkan gelişmeleri takip edebilmesi, yeni uygulamaları öğrenebilmesi, mesleğinde kendini geliştirmesi ve hatta sahip olduğu mesleği koruyabilmesi için sürekli eğitim görmek durumunda olduğunu vurgulayın. Genç, üniversite diploması aldıktan sonra eğitim sorumluluğunun biteceğini düşünmemelidir.

    Eğitim ve iş dünyası arasındaki ilişkileri görmesini sağlamak amacıyla, meslek elemanlarıyla sohbet etmelerini sağlayın.

    İş arama ve iş bulma yollarını öğrenmeleri amacıyla, iş ilanlarını incelemelerini isteyin.

    Mesleki gelişim yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Bu sürecin her döneminde başarılması gereken ""mesleki gelişim görevleri"" vardır. Mesleki gelişim sürecinin sağlıklı yaşanması için, çocukların tümünün, her gelişim döneminde değişik derecelerde ailenin desteğine ihtiyacı vardır. Meslek seçiminde gencin tamamen yardımsız, desteksiz bırakılması doğru değildir.

    KAYNAK : http://www.turkpdr.com/mesleki-rehberlik/meslek-secimi.htm

  • SINAV KAYGISI NEDİR?

    Kaygı, kişinin herhangi bir uyaranla karşılaştığında yaşadığı, bedensel, zihinsel ve duygusal değişimlerle kendini gösteren uyarılmışlık halidir. Kişinin yaşamını sürdürebilmesi ve yaşamdan zevk alabilmesi için gerekli bir duygudur. Kaygının belli bir düzeyde olması normaldir. Orta düzeydeki kaygı motive etme, istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda harekete geçme ve dolayısıyla bireyin performansını yükseltme açısından yardımcı olur. Ancak kaygı çok yoğun olduğunda birey, enerjisini verimli bir biçimde kullanamaz.. Potansiyelini tümüyle kullanamaz ve istenen performansa erişemez.

    Kaygının hiç olmadığı durumlarda ise birey yapacağı işe motive olamaz. Bu tür durumlarda istek oluşmadığından sonuç genellikle olumsuz olur.

    Sınav öncesinde öğrenilmiş bilginin, sınav sırasında etkin bir biçimde kullanılmasına engel olan ve dolayısıyla başarının düşmesine yol açan yoğun kaygıya sınav kaygısı denir. Öğrencinin sınav esnasında potansiyelini tam olarak ortaya koyamaması durumudur.

    Sınav öncesi ya da sınavlarda gerginlik ya da heyecan hissetmek doğaldır. Bu durum neredeyse her öğrencinin yaşamış olduğu bir duygudur ve sınava hazırlanmak için motive olmayı, sınav sırasında sınavı başarmaya yönelik isteğin olmasını sağlar. Sınav kaygısının normal kaygıdan farkı ise daha şiddetli olmasıdır. Yardımcı ve motive olmaktan çok, zarar verir. Kaygı düzeyi sınav sırasında öğrenciyi engelliyor ve performansı olumsuz yönde etkiyorsa sınav kaygısından bahsedilebilir.

    Sınav kaygısı ders çalışmayı engeller. Öğrenilmiş şeyin gösterilmesini ve kendine güveni azaltır. Bu kaygıyı yaşayan öğrenciler yaklaşan sınavlarla ilgili sürekli bir kaygı duyar. Sınav sonuçları açıklanınca endişelenir.

    SINAV KAYGISININ NEDENLERİ

    Sınav kaygısının, kaynakları ve ortaya çıkış şekilleri açısından farklılıklar gösterebilir. Öğrenci, sınava tam olarak hazırlanmamışsa, kendini başkalarıyla karşılaştırıyorsa, geçmiş sınavlarında genellikle başarısız olmuşsa, sınav kaygısı yaşayabilir. Ayrıca kişi; çevresindeki önemli kişileri memnun etmeye çalışabilir, onların kendisinden büyük beklentiler içerisinde olduğunu düşünebilir. Sonuç olarak öğrencinin deneyimleri ve inanışları, sınav kaygısının ne düzeyde ortaya çıkacağını belirler.

    Anne babanın yargılayıcı ve küçük düşürücü tutumları, çocukta kaygı ve güvensizlik duygularının oluşmasına neden olur. Yargılamanın ve eleştirinin yoğun olduğu bir çevre çocukta kaygı yaratır. Aynı zamanda çocuğun yakın çevresinde kaygılı insanların olması çocukta kaygıyı geliştirir. Kendileri kaygılı olan anne babalar farkında olmadan bu kaygıyı çocuklarında yaratır.

    Sınav öncesi yeterince çalışmamak ve zamanı verimli kullanmamak sınav kaygısının bir başka nedenidir. Bu kaygıyı yaşayan öğrenciler sınava hazırlanmaya çok geç başlarlar. Bundan dolayı konuları yetiştiremezler. Konuları tekrar etme fırsatları olmaz. Çok konu ve az zaman sınav kaygısı yaratır.

    Düzensiz bir yaşam tarzı sınav kaygısı yüksek olan öğrencilerde belirgindir. Uykusuzluk ya da çok uyuma, aşırı kahve, sigara, alkol tüketimi, sınav öncesi yeterince dinlenmemek diğer sebeplerdendir.

    OLUMSUZ DÜŞÜNCE BİÇİMİ

    Sınav kaygısını ortaya çıkaran ya da yoğunlaşmasına neden olan olumsuz, gerçekçi olmayan düşüce ve imajlardır. Ders çalışma sırasında, sınava girmeden önce, sınavda iken, kişinin o sırada aklından geçen düşünceler kaygının artmasına ya da azalmasına neden olur. Eğer kişi o sırada olumsuz düşünürse kaygısı artar. Öğrencilerin bu durumlarda en çok düşündükler, o sırada aklında geçen düşünceler şunlardır.

    Kendi performansıyla ilgili olumsuz beklentiler.

    “Bu sınavda başarılı olamayacağım, yetersizim” gibi

    En kötü senaryoyu aklına getirme.

    “Bu sınavdan başarısız olacağım ve kesinlikle sınıfta kalacağım”

    Bedensel belirtilerle ilgili olumsuz beklentiler.

    “Yine terleyeceğim, midem bulanacak”

    Bedensel belirtileri yanlış yorumlamak

    “Kalbim hızlı hızlı atmaya başladı, eyvah ne yapacağım, yine bilemeyeceğim”

    Kendisini başkasıyla kıyaslama

    “Sınıftaki herkes benden yüksek not alacak”

    Genelleme yapmak.

    “Eğer bu sınavda başarısız olursam, bütün hayatımda başarısız olurum”

    SINAV KAYGISININ ETKİLERİ

    Sınav kaygısı öğrenilen bilgilerin kullanılmasını, transfer edilmesini engeller. Birey okuduğunu anlamada ve düşüncelerini organize etmede zorluk yaşar. Okuduğu şeylere dikkatini veremez. Dikkat etmede bir azalma olur. Bilgilerin hatırlaması güçleşebilir. Sınav sorularını anlayamama, bildiği soruların yanıtlarını unutma, bildiği konulardan düşük not alma, sınavdan sonra tüm yanıtları doğru biçimde hatırlamada güçlük yaşayabilir.

    SINAV KAYGISIYLA BAŞ ETME

    Sınavdan önce

    * Sınav kaygısı ile baş etmenin ilk şartlarından biri sınava iyi bir şekilde hazırlanmaktır. Çünkü genelde öğrenciler en çok bildikleri, kendilerine en çok güvendikleri derslerde en az kaygı yaşarlar.

    * Sınava planlı ve programlı bir şekilde hazırlanmak gerekir. Programınızı düzenli bir şekilde çek edin. Sınava hazırlanmaya birkaç gün önce başlanması sınav kaygısını azaltır.

    *Sınava hazırlanma süreci varsa bu süreçte dinlenme ve beslenmenize dikkat edin. Aşırı yorgunluğa kaçmadan spor yapın. Tv izlemeye ya da bilgisayara çok zaman ayırmayın. Sınava çalışmayan arkadaş çevresinden uzak durun.

    *Tekrar etme hem öğrenme hem de öğrenilen bilgilerin pekişmesi için çok önemlidir. Tekrarı sınavdan önceki günlerde yapmak gerekir. Sınavdan hemen önce tekrar yapmak iyi değil. Çünkü öğrenilen bilgilerin karıştırılmasına neden olur.

    *Sınav öncesi, sınavla ilgili bilgi sahibi olunmalı. Sınav yerini, başlama saatini, sınav süresini ve ek süre verilip verilmeyeceğini öğrenin. Sınavın nasıl olacağını, nasıl puanlanacağını ve hangi konulardan sorumlu olacağını öğrenin. Bunun için ders öğretmeninden bilgi alabilirsiniz.

    *Sınavla ilgili kaygı oluşturacak kişi ve ortamlardan uzak durun.

    *Sınav binasına yabancıysanız, sınav gününden önce sınav salonuna gidip görmek iyi olacaktır.

    *Sınav salonunda terleyebileceğinizi ya da üşüyebileceğinizi düşünerek uygun giysiler seçin.

    *Sınavdan önce deliksiz bir uyku uyuyun, dinlenin. Yediklerinize dikkat edin. Sınavdan önce doktor tarafından önerilmeyen bir ilaç kullanmayın.

    *Sınav kaygınızı kabullenin ve onu pozitif enerjiye çevirin.

    *Kendinize güvenin. Verdiğiniz emeğin size geri dönüşü olacağını unutmayın.

    Sınav sırasında

    *Sınav esnasında belli düzeyde gerginlik yaşamak normaldir. Bedensel belirtiler olduğunda bunları hemen “Eyvah yine mi aynı şey olacak yine mi hatırlamayacağım” şeklinde yanlış yorumlamak yerine daha pozitif düşünmeye çalışın.

    *Sınava başlamadan önce yavaş, kontrollü birkaç derin nefes alınmalı ve rahatça bırakılmalı. Alıp verdiğiniz nefesin hareketine konsantre olun.

    *Rahatladıktan sonra soruların sayısını ve türünü öğrenmek için sınavın tümüne hızlıca göz gezdirmelidir.

    *Her soru için bir zaman sınırı belirleyin. Zaman hesaplamalarınızı kâğıdın kenarına yazın. Belirlediğiniz zaman biterse bir sonraki soruya geçin.

    *Daha sonra sorular dikkatlice okunmalıdır. Anahtar sözcükler daire içine alınmalıdır.

    *Öncelikle en rahat cevaplanabilecek bölümden ya da sorudan başlanmalı.

    *Sınav süresince acele edilmemelidir. Çünkü acele etmek daha çok endişelendirir.

    *Tüm soruları yanıtlayın. Açıkça yanlış olduğunu fark etmedikçe hiçbir zaman yanıtlarınızı değiştirmeyin. Yanıtlarınızı kontrol ettikten sonra kalan sürenizde bilmediğiniz sorular için geri dönün.

    *Sınav sırasında dikkatinizin dağıldığını hissettiğinizde kasıtlı ve güçlü bir biçimde dikkatinizi zihninizdeki düşüncelerden uzaklaştırıp önünüzdeki soruya yönlendirin. Doğru nefes alıp vererek rahatlayın.

    *Sınavda diğer öğrencileri gözlemlemekten kaçınmak gerekir. Çünkü onların hızlı olduklarını düşünmek kaygıyı arttırabilir.

    Sınavdan sonra

    *Sınav sonrasında başarısız olunan konular tespit edilip eksiklikler ve yanlışlıklar üzerinde durulmalıdır.

    *Yanıtlar ya da değerlendirme sonuçları incelenerek, en iyi ve en zayıf olduğunuz soru tiplerine bakın. Yanlış ya da eksik bilgilerinizin nereden kaynaklandığını inceleyin. Zamanı doğru kullanıp kullanmadığınızı düşünün ve hatalarınızdan ders çıkarın ve daha sonraki sınavlarınız için olumlu bir bakış açısı belirleyin.

    *Bir sonraki sınavda başarılı olmak için neler yapılması gerektiği planlanmalı ve bunlar uygulamaya geçirilmelidir.

    *Sınavdan sonra çok çalıştığınız için kendinizi ödüllendirin.

    SINAV KAYGISINI GİDERMEDE AİLEYE ÖNERİLER

    *Öncelikle çocuğunuza bu zorlu dönemde “sen benim için değerlisin ve önemlisin” mesajını verin. Sınavda başarılı olmasının her şey demek olmadığını ve başarısızlığının her şeyin sonu olmadığını ifade edin. Çocuğunuza sınavların sonucu ne olursa olsun onu sevdiğinizi ve onun yanında olacağınızı hissettirin.

    *Çocuğunuzu iyi tanımalısınız, ona güvenmelisiniz ve kapasitesine göre beklentilere girmelisiniz. Gerekirse uzmanlardan yardım alınmalı, olması gerektiği gibi değil olduğu gibi değerlendirilmelidir.

    *Ailede demokratik bir ortam olmalıdır. Çocuk, duygu ve düşüncelerinin rahatlıkla size anlatabilmelidir. Bunun için birlikte hoş ve eğlenceli vakit geçirebileceğiniz ona özel zamanlar ayırın. Böylece kendine güveni daha da artacak ve zorluklara dayanma gücü yükselecektir.

    *Çocuğunuzun iyi olduğu konularda onu cesaretlendirin, gayretlerini ve değişimini destekleyin. Yaptıklarının yetersiz olduğunu görmek yerine; yaptıklarını takdir etmeli, yapılması gerekenleri ise yeni hedefler olarak önüne koymalıdır. Bu, çocuğunuzun güven duygusunu pekiştirecek ve “yapabileceğine, başarabileceğine”” ilişkin inancını artıracaktır. Programını çek etmede ona destek olunmalıdır.

    *Çocuğunuz için huzurlu ve rahat bir çalışma ortamı sağlayın.

    *Tehdit edici, suçlayıcı ve eleştirel bir tutumla yaklaşıp değerlendirme yapmayın.

    *Çocuğunuzu kendinizle, kardeşleriyle ya da akranlarıyla kıyaslamayın. Sen niye ……. gibi değilsin? O çok çalışıyor. Sen niye çalışmıyorsun? gibi yaklaşımlar içinde olmayın.

    *Çocuğunuzun zekâsını sınavla ölçmeyin. Bu yapılabilecek en büyük hatalardan birdir. “Sen akıllıysan bu sınavı kazanırsın.” gibi yaklaşımlardan uzak durun.

    *Çocuğunuza sınavların yaklaşmakta olduğunu sürekli hatırlatmayın.

    *Sınav öncesinde çocuğunuzu kaygılandıran, telaşlandırıcı tavır ve davranışlardan kaçının.

    *Çocuğunuzla birlikte yapacağınız planları, onun için düşündüğünüz şeyleri sınav sonuçlarına bağlamayın.

    *Sınav öncesinde rahat uyuması, dinlenmesi ve yeterli beslenmesi için olanak sağlayın.

    Baş ağrısı, uyku ve yeme sorunları, çarpıntı, terleme, titreme gibi kaygının fiziksel belirtilerinin artması, çabuk sinirlenme, sosyal iletişimde ciddi sorunlar, çalışma performansınızı etkileyecek düzeyde olumsuz düşüncelerin artması durumunda başarınız için psikiyatrik yardım almanız yararlı olacaktır.

    Kaynak : http://www.kendinigelistir.com/sinav-kaygisi-ve-sinav-kaygisiyla-basetme/#ixzz4nwF2XVJS

Sizin İçin Seçtiklerimiz;

  • ANNE BABALARA ÇOCUK YETİŞTİRMEDE ÖNERİLER

    • Çocuklarınız sürekli bir büyüme ve değişme içindedir.Sizin çocuğunuz olsa da sizden ayrı bir kişilik geliştirmektedir.Onu tanımaya ve anlamaya çalışın.
    • Çocuğunuz,yaşamı deneme yanılma oluyla öğrenir.Ona ayak uydurmakta zorluk çekebilirsiniz.Onları oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarında özgür bırakın.Onu her yerde ve her zaman koruyup kollamayın.Onu, küçük diye şımartmayın.O zaman çocuğunuz hep çocuk kalmak ister.Çocuksu davranışlar sergiler.
    • Her istediğini , istediği zaman elde edemeyeceğini ona öğretin. Ona boş vaatlerde bulunmayın,söz vermeyin. Sözünüzü tutamazsanız sizlere olan güveni azalır.Çocuğunuzun isteklerine karşı kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin.
    • Olumsuz davranışlarında onu sınırlayın.Koyduğunuz kuralları ve yasakları ona, “aile kuralı” olarak benimsetin.Çünkü hiç kısıtlanmayan çocuklar ne yapacağını şaşırırlar.Ona karşı tutarsız davranışlar sergilemeyin.Çünkü onlar, tutarsız davranışlarınız karşılığında hem bocalar hem de tutarsızlıklardan yararlanırlar.
    • Çocuğunuza sürekli nasihat vermeyin.Onlar nasihatinizden daha çok davranışlarınızdan etkilenirler.Bununla beraber yanlış yapmaktan ve çocuğunuz karşısında yanlışınızı kabul etmekten korkmayın.Çünkü çocuklar, yanlışları çabuk unutup doğruları öğrenebilirler.
    • Çok konuşup çok bağırmayın. Çünkü onlar yüksek sesle konuşulanları pek duymazlar.Yumuşak ve kesin sözler, onlarda daha çok iz bırakır. “ Ben senin yaşında iken ….” sözlere asla kulak asmazlar.
    • Çocuğunuzu kendinizle özdeşleştirmeyin.Onu olduğu gibi kabul edin.Yanılma payı bırakın. Küçük yanılgılarını büyük suçmuş gibi değerlendirmeyin.Olumlu davranışlarını takdir etmeye özen gösterin.
    • Yaramazlıkları için onları kötü çocukmuş gibi yargılamayın. Yanlış davranışlarını düzeltin. Ceza vermeden önce mutlaka onu dinleyin.Suçunu aşalar cezalar vermeyin.Onu sevmemeyi kesinlikle ceza olarak kullanmayın.
    • Onu dinleyin.Çünkü öğrenmeye en yatkın olduğunu anlar,soru sorduğu anlardır.Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun.Gerçekleri söyleyin.Soru sorma şevkini kırmayın ve özenle cevaplandırın.
    • Onları yeteneklerini üstünde işlere zorlamayın,başarabileceği işler için güdüleyin.Ona,güvendiğinizi belli edin, onu destekleyin ve çabasını övün.
    • Onu başkalarıyla karşılaştırmayın,umutsuzluğa kapılmasın.Yaşının üstünde olgunluk beklemeyin.
    • Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın.Öğrenmesi için zaman tanıyın.Dürüst davranmadığı zaman ,çok fazla üstüne gitmeyin.Onu,yalan söylemeye sevk etmeyin.
    • Sizi çok bunaltsa da soğukkanlılığınızı yitirmeyin.Kızabilirsiniz, ama onu aşağılamayın, hakaret etmeyin .Özellikle yabancıların yanında onu eleştirmeyin, mahcup etmeyin.
    • Çocuğunuza karşı haksızlık ettiğinizi fark ettiğinizde, bunu ona açıklamaktan korkmayın.Açıklamalarınız,sizi ona daha çok yakınlaştırır.Bunu zayıflık olarak görmeyin ve kullanmasından korkmayın.
    • Çocuğunuza kendinizi,yanılmaz ve erişilmez olarak göstermeye çabalamayın.
    • Çocuğunuza zorla yemek yedirmeye çalışmayın.Yemek yedirirken rahat davranın ve sağlıklı yiyecekleri alternatif olarak sunun.Çocuğunuz onlar arasından seçimini yapacaktır.Çocuğunuzun eme isteğini yükseltin.Sevdiğinden emin olun olduğunuz yemek çeşitlerinden birini sofrada bulundurun.Yemek saatinden önce abur cubur şeylerle karnını doyurmayın.
    • Çocuklar, dövüşür,atışır ve kavga ederler. Kavgayı önleyemezsiniz ama onunla baş etme ya da en aza indirmek sizin elinizdedir.Çocuklarınız kavga ettiği zaman hakemlik yapmayın,”kim başlattı “ vb. sözlerle tartışmanın içine girmeyin.Onlara kavgalarla baş etme sorumluğu verin Odadan çıkın, onların sizi kullanmasına izin vermeyin.Ancak olayın kötüye gittiğini hissettiğiniz durumlarda araya girin.Unutmayın; olayın ne kadar dışında kalırsanız çocuklarınız da kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmede o kadar yaratıcı olacaklardır.Birbirlerine sevgilerini göstermelerini ona öğretin.
    • Çocuğunuza bir şey yaptırtmak istediğinizde “yap “ gibi emir sözcükleri yerine “ yapar mısın ? ifadesini kullanmaya özen gösterin.Çünkü emir ifadeleri çocukta direnme ve isteksizlik yaratır.
    • Günlük programınızda sadece çocuğunuz için bir zaman ayırın.Ama unutmayın ki önemli olan zamanın uzunluğu değil niteliğidir.Onun için ayırdığınız zamanda onun seçtiği bir etkinliği, geziyi,oyunu birlikte yapın.
    • Çocuklar için en temel ihtiyaç sevgidir.Sevginizi sadece davranışlarınızla değil sözel olarak da ifade etmeniz onları mutlu edecektir.

    Sayın anne,babalar lütfen çocuklarınıza “SENİ SEVİYORUM” demeyi unutmayın.

    KAYNAK : Ana –Baba ve Çocuk                Prof.Dr. Haluk YAVUZER

    Gerçekten beni duyuyor musun?            Leyla Navaro

    Eğitim ve Psikoloji Rehberi                     Ömer Baldık

  • Çocuğum Yemek Yemiyor

    Her anne çocuğunun düzenli yemek yemesini ve yemek ayırt etmemesini ister. Bu nedenle ebeveynler çocuğun sağlıklı olması için gerekli olduğundan beslenme konusunda oldukça ısrarcı davranırlar. Çocuğun çok yemek yemesi gerekir düşüncesiyle hareket ettikçe de çocuklara daha çok yemeleri konusunda sürekli çaba gösterirler ve çocuk yemeyi çeşitli nedenlerle reddettiğinde kendilerini kötü, başarısız bir anne olarak görürler. Bu davranış ısrarla devam ettikçe çocuk annesinin bu konudaki zaafını hisseder ve yeme davranışını anneye karşı kullanmaya başlar, başkaları kolayca yedirebilirken anne çok sıkıntı çekmeye başlar. Yedirme sırasında annenin üzüldüğünü veya sinirlendiğini hissettikçe çocuk davranışını devam ettirir. Olayı çözecek davranışın, olayı başlatan kişiden, anneden gelmesi gerekmektedir. Ama yaşanan gerginlik anneyi esir almışa anne çözüm bulmayı düşünemeyebilir.

    Çevredekiler, özellikle de kendi anne- babaları, büyükleri ve diğer büyükler tarafından gelen “ Bu çocuğa yemek yedirmiyor musunuz? , “ Aç kalıyor bu çocuk, hasta olacak”, “Bu kadar az yerse bu çocuk büyümez”, gibi yorumlar, ebeveyni bir yandan kızdırırken bir yandan da üzmekte, kendilerini suçlu, kötü, başarısız bir anne- baba olarak hissetmelerine yol açmaktadır.


    Bu duygu ve düşüncelerle dolan anne- baba zorlu ve kaybetmeleri neredeyse kesin olduğu bilinen ( ancak onların fark edemedikleri) bir mücadeleye başlarlar. “hadi yavrum, yesene” “bak bu son lokma, hatırım için ye”, tarzı cümleler yemek masasını süslemeye başlar. Elinde tabakla çocuğun arkasından koşuşturmak, ilgisini çekebilecek hikayeler anlatmak, vaatlerde bulunmak ve tüm bu çabalara rağmen çocuk halen yemiyor, ağzında tutuyorsa sinirlenmek, bağırıp çağırmak, çocuğa cezalar vermek, hatta bazen vurmak... Çocuğa yararlı olması için harcanan tüm bu çabalar, hüsranla sonuçlanabilmektedir.

    Çocuk yine yememiş olur, anne baba çok sinirlidir, belki de birbirleriyle tartışmaya başlamışlardır, evde huzursuzluk hakimdir. İş inada binmeye başlar, çocuk bazen boyun eğip bir- iki lokma yese de çoğunlukla yediğini ağzında tutar, kusar, tükürür. Bir sonraki yemek saati için bıçaklar bilenmeye başlanmıştır, her iki taraf çeşitli önlemler almaktadır.

    TAVSİYELER

    Çocuğun büyüyüp gelişmesi için gerekli olan tek şeyin yiyecekler olmadığını hatırlayın. Çocuk sevgiyle, şefkatle, ilgiyle de beslenir. Çocuğunuzun sağlıklı gelişmesi için çok yemesi gerekmez, dengeli beslenmesi yeterli olacaktır. Çocuğunuzu diğerleriyle karşılaştırmayın, her bünyenin gereksinimi ve büyüme hızı farklıdır. Aç olan çocuk eninde sonunda yemek ister, onun kendinin aç olduğunu fark etmesine izin verin. “şunu yer misin, bundan da ister misin, belki bunu seversin” gibi sorulardan uzak durun.

    Çocuğunuzu yemeğini masada oturup yemesi için teşvik edin. Yemek masasını sıkıntılı değil de aile üyelerinin günlerini nasıl geçirdiklerini anlattıkları, sohbet ettikleri bu arada da hep beraber yemek yedikleri bir yer olmasına çalışın.

    Sadece öğününde yemek teklif edin, yemek aralarında atıştırmalarına izin vermeyin, zaten küçük olan mideleri çabuk doyuran bu abur- cuburlarla dolacak, açlık hissi ortadan kalkacaktır.

    Yemek seçimiyle ilgili olarak, onun için besleyici olduğunu düşündüğünüz yiyeceklerden evde olanlar arasında seçim yapmasını isteyebilirsiniz, seçtiği halde yemediği yiyeceği bir başka öğünde tekrar deneyebilirsiniz. Yemek sırasında ne kadar sinirlenirseniz sinirlenin belli etmemeye çalışın. Dolu tabağı gayet sakin bir şekilde çocuğunuzun önünden alın ve gülümseyerek sohbetinize veya yapacağınız şeye devam edin.

    Yemeğini yemediği için çocuğunuzu cezalandırmayın veya yediği için ödüllendirmeyin.

    Yemeğini yemesi için ısrarcı olmayın, sözler vermeyin, hikâyelerle dikkatini dağıtıp ağzına yemeği tıkmayın.

    Yemeklerin hepsini birbirine karıştırıp hızla yedirmeye çalışmayın. Bırakın sırasına kendi karar versin. Kendilerine ait bir yemek zevklerinin gelişmesine olanak tanıyın.

    Yemek sofrada yenir, elinizde tabak oda oda dolaşmayın.

    Yemek işini inada bindirmeyin, bu yolla çocuğunuzun sizin üzerinde egemenlik kurmasına izin vermeyin.

    Yemek saatinde evde değilseniz, çocuğunuzu gördüğünüzde ilk sorunuz “yemeğini yedin mi?” veya “ne yedin bu akşam?” olmasın, çocuğunuzun diğer yaptıkları da sizi en az yemesi kadar ilgilendirsin. Ayrıca da can sıkıcı bir konu açarak günü geri kalan kısmında sıkıntı yaşamanız ikiniz açısından da kötü olacaktır.

    Çocuğunuzun yemeyle ilgili sorununu onun duyabileceği yerlerde başka kişilerle paylaşmayın, çocuğunuz bu olaydan iki şeklide etkilenir. Hem kendinin bile tam anlamıyla farkında olmadan yaptığı ilgi çekebilme işini yemeyerek başardığını algılar, hem de sizi üzmekten dolayı kendi kötü çocuk olarak hisseder. Zaman zaman da size kızdığında sizi cezalandırmak için yemeği kullanılır hale gelir.
    Unutmayın ki; iyi anne- baba olmak çocuğunuzu iyi gıdalarla beslemekten geçmiyor. Çocuğunuzla aranıza hiçbir şeyin- yiyeceklerin bile- girmesine izin vermeyin, açığı sonradan kapatılamayan tek şey sevgidir- güvendir.

  •  

    İNTERNET KULLANIMINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

     

    İnternet'te karşılaşılması muhtemel tüm tehditlerin kökeninde gerçek hayattaki tehditler vardır. İnternet için var olan tüm risk başlıkları gerçek hayatta da karşılaşılabilecek durumlardır. Dolayısıyla çocuklarımızı nasıl gerçek hayatta ki tüm bu tehlikelerden korumak için çaba harcıyor ve kurallar koyuyorsak interneti de bilinçli, güvenli ve etkin bir şekilde kullanmayı öğrenerek ve çocuklara bunu öğreterek, sanal dünyanın risklerini minimize edebilir ve eğitim, iletişim ve güzel zaman geçirme gibi katkıları çocuklarımıza fırsat olarak sunabiliriz.

    Ailelerin, farklı yaş grubundaki çocuklar için, güvenli İnternet ve bilgisayar kullanımını sağlamalarına yönelik önerilerden bazıları şöyledir:

                Günümüzde çocukların çoğunun bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanımı ebeveynlere oranla daha ileri seviyededir. Anne ve babaların İnternet ve bilgisayar teknolojileri konusunda bilgi sahibi olmaları, eğer bu konuda yeterince bilgi sahibi değillerse kendilerini geliştirmeleri, en azından çocuklarını doğru yönlendirecek ve denetleme yapabilecek seviyede internet kullanımını öğrenmeleri gerekmektedir.Çocuklara gerçek hayatta nasıl kurallar konuluyorsa, sanal ortam için de kurallar koymak gerekmektedir.

    Anne babalar,  çocuğun İnternet bilinçli kullanımını desteklemek ve zararlarından korumak için birtakım kurallar koymalı, öğütler vermeli ve onları sanal ortamdayken takip etmelidirler. Bu kurallar çocuğun yaşıyla beraber değişiklikler gösterirken, konulan kuralların uygulanıp uygulanmadığının da takibinin yapılması ve kurallara uyulmasının sağlanması gerekmektedir.

                Aileler, çocukları internetteki tehlikelerden korumak için bilgisayarlarında güncel antivirüs, filtre ve güvenlik duvarı programları uygulamaları kullanmalıdırlar.

    Anti virüs, filtre ve güvenlik duvarı programları bilgisayarı dışarıdan gelebilecek virüs, spam ve kötü yazılımlardan korur. Ebeveyn denetimi ise, aileler tarafından zararlı içeriğe filtre uygulamasını, çocuğun İnternet'te geçireceği sürenin belirlenmesini, bağlandığı sitelerin izlenmesini ve bu sitelerde çocuğun neler yaptığının belirlenmesini sağlayan uygulamalardır.

                Aileler çocuklarını, çevrim içi ortamda kendilerini rahatsız ya da tehdit altında hissettiren bir şey ya da bir kişi olduğunda kendilerine iletmeleri için teşvik etmelidirler.

    Böyle bir olayla karşılaşıldığında, aileler sakin olmalı ve çocuklarına bu türden şeyleri kendilerine ilettiklerinde bir sorunla karşılaşmayacaklarını anımsatmalıdırlar. Davranışları takdir edilmeli ve aynı şey yeniden olduğunda yine ailelerine gelmeleri konusunda yüreklendirilmelidir.

    Ailelerin, farklı yaş grubundaki çocuklar için, güvenli internet ve bilgisayar kullanımını sağlamalarına yönelik önerilerden bazıları şöyledir:

     

    2-6 Yaş Grubu Çocuklar;

    Okul öncesi donem olarak da adlandırılan bu donemde çocuklar araştırmayı, yeni bir şeyler öğrenmeyi severler ve her şeyi merak ederler.  Ayrıca, çocukların en hareketli oldukları dönemdir. Çocuklar için BİT kullanımında başlangıç seviyesi de diyebileceğimiz bu dönemde, bilgisayar ve internet kullanımı çok sınırlı sürelerde olmalı ve ebeveynlerle birlikte gerçekleştirilmelidir. Çocuklar, anne veya babaları ile birlikte bilgisayarda oluşturulan resim albümlerine bakabilir, kendi yaşlarına göre yapılmış web sitelerini dolaşabilir, yaşlarına uygun oyunları oynayabilirler. Ayrıca, bu yaş dönemi çocuklar için;

    • Bilgisayar karşısında geçirilecek zaman bir ya da iki saati geçmemelidir ve bu sınırlandırmaya çocukların uymaları sağlanmalıdır.
    • Anne ve babalar, bu yaş dönemindeki çocukları bilgisayar veya internet başında yalnız bırakmamalı, devamlı yanında bulunmalıdır.
    • Bu yaş dönemi çocukların, oyun çocukları oldukları unutulmamalıdır. Bu nedenle, anne ve babaların gözetimi altında olmak şartıyla, bilgisayar ve internet kullanmalarına ve bilgisayarda oyun oynamalarına izin verilebilir. Ancak çocuğun sağlıklı gelişimi için yaşamındaki diğer etkinliklerle beraber orantılı süreler ayırması desteklenmelidir.

    7-10 Yaş Grubu Çocuklar;

    Bu yaş grubu çocuklar internet deneyimleri konusunda daha bilgilidir; ancak uygunsuz içeriklere maruz kalıp kalmadıklarını öğrenmek için onların internet kullanımlarını denetlemekte ve izlemekte fayda vardır. Bu yaştaki çocukların internet üzerinden hangi kişisel bilgileri vermemeleri gerektiğini anlamaları sağlanmalıdır. Ayrıca, 7-10 yaş arası çocuklar genelde yasaklanan davranışları sergileme eğilimindedir. Bu yaş donemi çocuklar için;

    • Bilgisayar karşısında geçirilecek zaman bir ya da iki saati geçmemelidir. İlköğretim çağının, çocuğun oyun veya arkadaş gruplarına katılma çağı olduğu unutulmamalıdır. Bu onun sosyalleşebilmesi için bir gereksinimdir. Bu nedenle, çocuğun diğer faaliyetler (arkadaşlarıyla birlikte oynayacağı oyunlar, ders çalışma gibi) için harcayacağı zaman bilgisayar başında geçireceği zamandan çok daha fazla olmalıdır.
    • Bilgisayar, aile fertlerinin hepsinin çok rahat bir şekilde görebileceği bir yere, ailenin ortak kullanım alanına konulmalıdır.
    • Çocukla ne tip siteleri ziyaret edebileceği konusunda anlaşmaya varılmalı, yasaklamadan sakıncaları anlatılmalıdır.
    • Aileler çocukların, internette gezinmek için çocuklara uygun ya da ebeveyn denetimi olan bir arama motoru (Google Safe Search for Kids gibi) kullanmaları teşvik etmeli ya da kullanılan arama motorunun ayarlarının yüksek düzeyli olarak seçilmesi gerekmektedir.
    • Anne ve babalar, çocuklarının kendi elektronik posta (e-posta) hesaplarının olmasına izin vermek yerine, aile adına bir e-posta hesabı alarak çocuklarıyla birlikte o hesapları kullanmalıdır. Böylece ebeveynler, çocuğun iletişim içerisinde bulunduğu kişiler hakkında bilgi sahibi olacaklardır.
    • Anne ve babalar, bu yaş grubundaki çocuklarına internet iletişim araçlarını (eposta, mesaj panoları ve forumlar gibi) kullanırken her konuda (iletişimde olduğu kişilerin kim olduğu, iletişime geçmek istediği kişiler, karşılaştığı olumsuzluklar gibi) kendilerine danışılmasını tavsiye etmelidir. Ayrıca, açılan epostalarda, gelebilecek olan zararlı içeriklere karşı e-posta filtresi kullanılmalıdır.
    • Anne ve babalar, bu yaş donemi çocuklarını internette gizlilik konusunda ve kişisel verilerin önemi konusunda şimdiden eğitmeye başlamalı ve her nerede İnternet erişimi yaparlarsa yapsınlar, kendilerine ya da ailelerine ilişkin hiç bir bilgiyi vermemeleri gerektiğini anlatmalıdırlar.
    • Anne ve babaların bu yaş grubundaki çocuklarının İnternette sosyal ağları kullanmasına izin vermemesi yapılacak en doğru davranıştır. Ancak, çocuğun merakını gidermesi bakımından, ebeveynin gözetiminde çocuk sitelerinde bulunan İnternet sohbetlerine girmesine ve arkadaşça sohbet etmesine izin verilebilir.
    • Aileler bu yaş grubu çocuklarına, izinleri olmaksızın herhangi bir dosyanın (müzik, resim dosyası ve bilgisayar oyunu gibi) karşıdan yüklenmesinin doğru olmadığı, bu yolla bilgisayarına virüs ve casus yazılımların bulaşabileceği anlatılmalıdır.
    • Anne ve babalar, çocuklarına, okulunda, çevresinde ve katıldığı etkinliklerde kendisine zarar verebilecek insan tiplerini nasıl izah ederek açıklıyorsa, internet ortamından gelebilecek tehlikeleri de açık açık anlatmalıdır.
    • Anne ve babalar, çocuklarına, çevrimiçi ortamda yazılan ve görünen her şeyin her zaman doğru olamayabileceğini, gerçek hayatta olduğu gibi sanal ortamda da iyi niyetli kişiler olduğu gibi kötü niyetli kişilerin de olabileceği anlatmalı ve kafasının karıştığı her durumda anne babasıyla rahatlıkla konuşabileceği hissettirmelidir.
    • İnternette ödev, araştırma yaparken bulunan bilginin kaynağının gösterilmesi gerektiği ile film, müzik ve oyun dosyalarını yasal olmayan yollarla karşıdan yüklememeleri gerektiği,  aksi durumda tüm bunların bir nevi hırsızlık olduğu anlatılmalıdır. İnternette, ücretsiz olarak veya küçük bir ücret karşılığında yazılım, film, oyun ve müzik yüklenebilecek birçok farklı yer vardır. Aileler çocuğun yasa dışı yükleme yapmaya yönelmemesi adına müzik, oyun ve diğer yazılımlar için bir bütçe sağlayarak doğru sitelere yönlendirmelidir.

    10-13 Yaş Grubu Çocuklar;

    Ergenlik öncesi dönem olarak da isimlendirilen bu dönemde çocuklar her şeyi bilmek istediklerinden sürekli olarak araştırma ve inceleme içerisindedir. İnternetin sunduğu imkânların ve yeniliklerin farkında oldukları için, bu imkânları sonuna kadar kullanmak isterler. Yani bu dönemde çocuklarda çok hızlı değişimler yaşanmaktadır. Eğer bu değişim diğer alanlarda olduğu gibi İnternet ortamında da iyiye, güzele ve doğruya kanalize edilirse, çocukların zihinsel gelişimine faydalı olacaktır. Aksi takdirde, çocukların internette pornografi, suç örgütlerinin faaliyetleri gibi olumsuzluklarla karşılaşması mümkündür. 10-13 yaş grubu çocuklarda anne ve babaya bağımlılık devam etmekle birlikte olabildiğince bağımsız hareket etme isteği de görülmektedir. Bu yaş dönemi çocuklar için;

    • Bilgisayar karşısında geçirilecek zaman iki ya da üç saati geçmemelidir.
    • Her ne kadar gelişen mobil teknolojiler ile zor olsa da, bilgisayar, ailenin ortak kullanım alanına konulmalıdır. Her ne kadar bu yaş grubu çocukları yavaş yavaş kendi özgürlüklerini ilan etmeye başladıklarından interneti odalarına almak için direnseler de bu konuda taviz verilmemelidir.
    • Çocuklar internette gezinmek için, çocuklara özel olarak hazırlanmış (Google Safe Search for Kids gibi) ya da ebeveyn denetimi olan arama motorlarını kullanmalıdır.
    • Anne ve babalar, bu yaş donemi çocuklarına İnternet iletişim araçlarını (e-posta, mesaj panoları ve forumlar gibi) kullanırken, kendilerine ve ailelerine ait bilgileri vermemeleri hususunu öğretmelidir. Ayrıca, bu yaş donemi çocuklar için kendileri adına, ebeveynlerin dilediklerinde kontrol edebilmeleri şartıyla, e-posta hesabı açılabilir. Açılan e-posta hesabında istenmeyen kötü içeriklere karşı e-posta filtresi etkin olmalıdır.
    • Anne ve babalar, bu yaş grubu çocuklarına kendilerinin izni olmadan herhangi bir dosyayı (müzik dosyası, bilgisayar oyunu, resim gibi) internetten indirmesinin doğru olmadığını öğretmelidir.
    • Anne ve babalar, bu yaş grubundaki çocuklarını, internet ortamında da gerçek dünyada olduğu gibi ahlaki davranışlara uyması gerektiği konusunda bilgilendirmeli, interneti başkalarına zarar verici bir araç olarak kullanmaması konusunda eğitmelidir.
    • Aileler çocuklarını, çevrimiçi ortamda kendilerini rahatsız ya da tehdit altında hissettiren bir şey ya da bir kişi olduğunda kendilerine iletmeleri için teşvik etmelidirler. Böyle bir olayla karşılaşıldığında, aileler sakin olmalı ve çocuklarına bu türden şeyleri kendilerine ilettiklerinde bir sorunla karşılaşmayacaklarını anımsatmalıdırlar. Davranışları takdir edilmeli ve aynı şey yeniden olduğunda yine ailelerine gelmeleri konusunda yüreklendirilmelidir.
    • Aileler, çocuklarının İnternet kullanımı sırasında, evde, arkadaşlarının evinde, okulda veya İnternet cafe de karşılaşabilecekleri internet pornografisine karşı sağlıklı cinsellik konusunda konuşmalıdır.
    • Aileler çocuklarının ve arkadaşlarının çevrimiçi aktivitelerinden haberdar olmalı ve çocukları ile onun çevrimiçi arkadaşları ve aktiviteleri hakkında konuşmalıdır.
    • Aileler çocuklarına sosyal ağlara giriş yaşının alt sınırının 13 olduğunu hatırlatmalarına rağmen, 13 yaşından önce sosyal ağlara girmek istediklerinde yol gösterici olarak birlikte bir hesap açmalı ve bu ağda uyması gereken kurallar ve arkadaş listesine sadece ailelerinin de tanıdığı kişilerin eklenmesi gerektiğini hatırlatmalıdırlar. Ayrıca çocuğun sosyal ağlarda kullandığı şifresinin bilinmesi ve düzenli aralıklarla kontrol edilmesi önemlidir.
    • Anne ve babalar, çocuklarını çevrimiçi ortamda tanıştıkları kişilerle yüz yüze görüşmelerinin tehlikeli olduğunu hatırlatılmalıdır.

    KAYNAK : http://internet.btk.gov.tr

  • ÖZGÜVEN

    Özgüven insanın kendisiyle ve çevresiyle barışık olması, olumlu ve olumsuz yönlerinin farkında olması demektir. Özgüven sahibi kişiler hem olumlu hem de olumsuz yönleriyle yüzleşir, kendine karşı dürüst ve gerçekçi olur ve yetersiz olduğu konularda kendilerini geliştirmek için çaba gösterirler. Sorumluluk aldıkları konularda ise tek başlarına mücadele etme ve sorunlarla karşılaştıklarında çözme becerisine sahiptirler.

    ÖZGÜVENİ YETERLİ GELİŞİM GÖSTEREN ÇOCUK:

    • İlk defa girdiği ortamlarda bile çekingen davranışlar sergilemez.
    • Soru sormaktan, incelemekten, araştırmaktan çekinmez.
    • Duygularını rahat ifade eder.
    • Kendini koruyabilir ve savunabilir.
    • Sorumluluklarını genellikle yerine getirir.
    • Ders ortamında aktiftir.
    • Tek başına okula gitmekten, dışarı çıkmaktan çekinmez.
    • Grup, çalışmalarında aktif rol oynar.
    • Mücadeleyi sever.
    • Başkalarından çok kendisiyle yarışmayı sever.

    ÇOCUKLARIN ÖZGÜVENİNİ  GELİŞTİRMEK İÇİN;

    1- Var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu onlara hissettirin.Onlara olan sevginizin başarı ya da başarısızlıklarına bağlı olmadığını, var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu ve ne olursa olsun onları daima seveceğinizi söyleyin.

    2- Kendilerine olan özgüvenlerinde sorun olduğunu gördüğünüz an harekete geçin.Unutmayın kendine özgüven duymak kendini beğenmişlik ya da kibirlilik demek değildir. Özgüven sadece olduğu gibi kabul edilmiş olmanın verdiği kendini rahat, iyi ve güvenlik içinde hissetmektir. Başarısı ile şımaran, kibirli davranışlar gösteren çocuğun kendisine olan özgüveni yok ya da düşük demektir.

    3- Çocuğunuza gerçek özgüveni sağlamasında yardımcı olun. Çocuğunuzun zayıf yanlarını görmezlikten gelmeyin, dürüst olun, ama onları eleştirmeyin. Çocuklar kendilerindeki eksiklikleri ve kusurları kabullenmelidir. Bunun yanı sıra iyi ve kuvvetli oldukları yanları ile gurur duyabilmelidirler.

    4- Çocuğunuza kendisine has yeteneklerini ortaya çıkarmasında yardımcı olun. Çocuklar birbirlerinden farklıdır. Her çocuğun farklı özellikleri ve yetenekleri vardır. Hepsinin başarılı olduğu alanlar değişiktir. Çocuklarınıza kendi ilgi alanları ve yetenekleri doğrultusunda faaliyetlere katılma imkanı sağlayarak onların araştırmaları ve yeni şeyler keşfetmeleri için destekleyin. Böylece kendilerinde var olan yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlayarak kendilerine özgüven duymalarını sağlamış olursunuz.

    5- Yaptıkları ve ilgilendikleri şeylerin sizin için önemli ve değerli olduğunu gösterin. Katıldıkları faaliyetleri ve ilgilendikleri şeyleri sorun, okulda katıldıkları faaliyetlerin gösterilerine gidin.

    6- Evinizde herkesin birbirine güveneceği bir ortam oluşturun. Duygularını, düşüncelerini, sevgisini, başarı ya da başarısızlıklarını, hayal kırıklıklarını aile fertleriyle rahatça paylaşabilen çocuklar özgüvenli olurlar. Onların duygu ve düşüncelerini ciddiye alın.

Sınav Kaygısı

SINAV KAYGISI NEDİR?

Kaygı, kişinin herhangi bir uyaranla karşılaştığında yaşadığı, bedensel, zihinsel ve duygusal değişimlerle kendini gösteren uyarılmışlık halidir. Kişinin yaşamını sürdürebilmesi ve yaşamdan zevk alabilmesi için gerekli bir duygudur. Kaygının belli bir düzeyde olması normaldir. Orta düzeydeki kaygı motive etme, istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda harekete geçme ve dolayısıyla bireyin performansını yükseltme açısından yardımcı olur. Ancak kaygı çok yoğun olduğunda birey, enerjisini verimli bir biçimde kullanamaz.. Potansiyelini tümüyle kullanamaz ve istenen performansa erişemez.

Kaygının hiç olmadığı durumlarda ise birey yapacağı işe motive olamaz. Bu tür durumlarda istek oluşmadığından sonuç genellikle olumsuz olur.

Sınav öncesinde öğrenilmiş bilginin, sınav sırasında etkin bir biçimde kullanılmasına engel olan ve dolayısıyla başarının düşmesine yol açan yoğun kaygıya sınav kaygısı denir. Öğrencinin sınav esnasında potansiyelini tam olarak ortaya koyamaması durumudur.

Sınav öncesi ya da sınavlarda gerginlik ya da heyecan hissetmek doğaldır. Bu durum neredeyse her öğrencinin yaşamış olduğu bir duygudur ve sınava hazırlanmak için motive olmayı, sınav sırasında sınavı başarmaya yönelik isteğin olmasını sağlar. Sınav kaygısının normal kaygıdan farkı ise daha şiddetli olmasıdır. Yardımcı ve motive olmaktan çok, zarar verir. Kaygı düzeyi sınav sırasında öğrenciyi engelliyor ve performansı olumsuz yönde etkiyorsa sınav kaygısından bahsedilebilir.

Sınav kaygısı ders çalışmayı engeller. Öğrenilmiş şeyin gösterilmesini ve kendine güveni azaltır. Bu kaygıyı yaşayan öğrenciler yaklaşan sınavlarla ilgili sürekli bir kaygı duyar. Sınav sonuçları açıklanınca endişelenir.

SINAV KAYGISININ NEDENLERİ

Sınav kaygısının, kaynakları ve ortaya çıkış şekilleri açısından farklılıklar gösterebilir. Öğrenci, sınava tam olarak hazırlanmamışsa, kendini başkalarıyla karşılaştırıyorsa, geçmiş sınavlarında genellikle başarısız olmuşsa, sınav kaygısı yaşayabilir. Ayrıca kişi; çevresindeki önemli kişileri memnun etmeye çalışabilir, onların kendisinden büyük beklentiler içerisinde olduğunu düşünebilir. Sonuç olarak öğrencinin deneyimleri ve inanışları, sınav kaygısının ne düzeyde ortaya çıkacağını belirler.

Anne babanın yargılayıcı ve küçük düşürücü tutumları, çocukta kaygı ve güvensizlik duygularının oluşmasına neden olur. Yargılamanın ve eleştirinin yoğun olduğu bir çevre çocukta kaygı yaratır. Aynı zamanda çocuğun yakın çevresinde kaygılı insanların olması çocukta kaygıyı geliştirir. Kendileri kaygılı olan anne babalar farkında olmadan bu kaygıyı çocuklarında yaratır.

Sınav öncesi yeterince çalışmamak ve zamanı verimli kullanmamak sınav kaygısının bir başka nedenidir. Bu kaygıyı yaşayan öğrenciler sınava hazırlanmaya çok geç başlarlar. Bundan dolayı konuları yetiştiremezler. Konuları tekrar etme fırsatları olmaz. Çok konu ve az zaman sınav kaygısı yaratır.

Düzensiz bir yaşam tarzı sınav kaygısı yüksek olan öğrencilerde belirgindir. Uykusuzluk ya da çok uyuma, aşırı kahve, sigara, alkol tüketimi, sınav öncesi yeterince dinlenmemek diğer sebeplerdendir.

OLUMSUZ DÜŞÜNCE BİÇİMİ

Sınav kaygısını ortaya çıkaran ya da yoğunlaşmasına neden olan olumsuz, gerçekçi olmayan düşüce ve imajlardır. Ders çalışma sırasında, sınava girmeden önce, sınavda iken, kişinin o sırada aklından geçen düşünceler kaygının artmasına ya da azalmasına neden olur. Eğer kişi o sırada olumsuz düşünürse kaygısı artar. Öğrencilerin bu durumlarda en çok düşündükler, o sırada aklında geçen düşünceler şunlardır.

Kendi performansıyla ilgili olumsuz beklentiler.

“Bu sınavda başarılı olamayacağım, yetersizim” gibi

En kötü senaryoyu aklına getirme.

“Bu sınavdan başarısız olacağım ve kesinlikle sınıfta kalacağım”

Bedensel belirtilerle ilgili olumsuz beklentiler.

“Yine terleyeceğim, midem bulanacak”

Bedensel belirtileri yanlış yorumlamak

“Kalbim hızlı hızlı atmaya başladı, eyvah ne yapacağım, yine bilemeyeceğim”

Kendisini başkasıyla kıyaslama

“Sınıftaki herkes benden yüksek not alacak”

Genelleme yapmak.

“Eğer bu sınavda başarısız olursam, bütün hayatımda başarısız olurum”

 

SINAV KAYGISININ ETKİLERİ

Sınav kaygısı öğrenilen bilgilerin kullanılmasını, transfer edilmesini engeller. Birey okuduğunu anlamada ve düşüncelerini organize etmede zorluk yaşar. Okuduğu şeylere dikkatini veremez. Dikkat etmede bir azalma olur. Bilgilerin hatırlaması güçleşebilir. Sınav sorularını anlayamama, bildiği soruların yanıtlarını unutma, bildiği konulardan düşük not alma, sınavdan sonra tüm yanıtları doğru biçimde hatırlamada güçlük yaşayabilir.

 

SINAV KAYGISIYLA BAŞ ETME

Sınavdan önce

* Sınav kaygısı ile baş etmenin ilk şartlarından biri sınava iyi bir şekilde hazırlanmaktır. Çünkü genelde öğrenciler en çok bildikleri, kendilerine en çok güvendikleri derslerde en az kaygı yaşarlar.

* Sınava planlı ve programlı bir şekilde hazırlanmak gerekir. Programınızı düzenli bir şekilde çek edin. Sınava hazırlanmaya birkaç gün önce başlanması sınav kaygısını azaltır.

*Sınava hazırlanma süreci varsa bu süreçte dinlenme ve beslenmenize dikkat edin. Aşırı yorgunluğa kaçmadan spor yapın. Tv izlemeye ya da bilgisayara çok zaman ayırmayın. Sınava çalışmayan arkadaş çevresinden uzak durun.

*Tekrar etme hem öğrenme hem de öğrenilen bilgilerin pekişmesi için çok önemlidir. Tekrarı sınavdan önceki günlerde yapmak gerekir. Sınavdan hemen önce tekrar yapmak iyi değil. Çünkü öğrenilen bilgilerin karıştırılmasına neden olur.

*Sınav öncesi, sınavla ilgili bilgi sahibi olunmalı. Sınav yerini, başlama saatini, sınav süresini ve ek süre verilip verilmeyeceğini öğrenin. Sınavın nasıl olacağını, nasıl puanlanacağını ve hangi konulardan sorumlu olacağını öğrenin. Bunun için ders öğretmeninden bilgi alabilirsiniz.

*Sınavla ilgili kaygı oluşturacak kişi ve ortamlardan uzak durun.

*Sınav binasına yabancıysanız, sınav gününden önce sınav salonuna gidip görmek iyi olacaktır.

*Sınav salonunda terleyebileceğinizi ya da üşüyebileceğinizi düşünerek uygun giysiler seçin.

*Sınavdan önce deliksiz bir uyku uyuyun, dinlenin. Yediklerinize dikkat edin. Sınavdan önce doktor tarafından önerilmeyen bir ilaç kullanmayın.

*Sınav kaygınızı kabullenin ve onu pozitif enerjiye çevirin.

*Kendinize güvenin. Verdiğiniz emeğin size geri dönüşü olacağını unutmayın.

Sınav sırasında

*Sınav esnasında belli düzeyde gerginlik yaşamak normaldir. Bedensel belirtiler olduğunda bunları hemen “Eyvah yine mi aynı şey olacak yine mi hatırlamayacağım” şeklinde yanlış yorumlamak yerine daha pozitif düşünmeye çalışın.

*Sınava başlamadan önce yavaş, kontrollü birkaç derin nefes alınmalı ve rahatça bırakılmalı. Alıp verdiğiniz nefesin hareketine konsantre olun.

*Rahatladıktan sonra soruların sayısını ve türünü öğrenmek için sınavın tümüne hızlıca göz gezdirmelidir.

*Her soru için bir zaman sınırı belirleyin. Zaman hesaplamalarınızı kâğıdın kenarına yazın. Belirlediğiniz zaman biterse bir sonraki soruya geçin.

*Daha sonra sorular dikkatlice okunmalıdır. Anahtar sözcükler daire içine alınmalıdır.

*Öncelikle en rahat cevaplanabilecek bölümden ya da sorudan başlanmalı.

*Sınav süresince acele edilmemelidir. Çünkü acele etmek daha çok endişelendirir.

*Tüm soruları yanıtlayın. Açıkça yanlış olduğunu fark etmedikçe hiçbir zaman yanıtlarınızı değiştirmeyin. Yanıtlarınızı kontrol ettikten sonra kalan sürenizde bilmediğiniz sorular için geri dönün.

*Sınav sırasında dikkatinizin dağıldığını hissettiğinizde kasıtlı ve güçlü bir biçimde dikkatinizi zihninizdeki düşüncelerden uzaklaştırıp önünüzdeki soruya yönlendirin. Doğru nefes alıp vererek rahatlayın.

*Sınavda diğer öğrencileri gözlemlemekten kaçınmak gerekir. Çünkü onların hızlı olduklarını düşünmek kaygıyı arttırabilir.

Sınavdan sonra

*Sınav sonrasında başarısız olunan konular tespit edilip eksiklikler ve yanlışlıklar üzerinde durulmalıdır.

*Yanıtlar ya da değerlendirme sonuçları incelenerek, en iyi ve en zayıf olduğunuz soru tiplerine bakın. Yanlış ya da eksik bilgilerinizin nereden kaynaklandığını inceleyin. Zamanı doğru kullanıp kullanmadığınızı düşünün ve hatalarınızdan ders çıkarın ve daha sonraki sınavlarınız için olumlu bir bakış açısı belirleyin.

*Bir sonraki sınavda başarılı olmak için neler yapılması gerektiği planlanmalı ve bunlar uygulamaya geçirilmelidir.

*Sınavdan sonra çok çalıştığınız için kendinizi ödüllendirin.

SINAV KAYGISINI GİDERMEDE AİLEYE ÖNERİLER

*Öncelikle çocuğunuza bu zorlu dönemde “sen benim için değerlisin ve önemlisin” mesajını verin. Sınavda başarılı olmasının her şey demek olmadığını ve başarısızlığının her şeyin sonu olmadığını ifade edin. Çocuğunuza sınavların sonucu ne olursa olsun onu sevdiğinizi ve onun yanında olacağınızı hissettirin.

*Çocuğunuzu iyi tanımalısınız, ona güvenmelisiniz ve kapasitesine göre beklentilere girmelisiniz. Gerekirse uzmanlardan yardım alınmalı, olması gerektiği gibi değil olduğu gibi değerlendirilmelidir.

*Ailede demokratik bir ortam olmalıdır. Çocuk, duygu ve düşüncelerinin rahatlıkla size anlatabilmelidir. Bunun için birlikte hoş ve eğlenceli vakit geçirebileceğiniz ona özel zamanlar ayırın. Böylece kendine güveni daha da artacak ve zorluklara dayanma gücü yükselecektir.

*Çocuğunuzun iyi olduğu konularda onu cesaretlendirin, gayretlerini ve değişimini destekleyin. Yaptıklarının yetersiz olduğunu görmek yerine; yaptıklarını takdir etmeli, yapılması gerekenleri ise yeni hedefler olarak önüne koymalıdır. Bu, çocuğunuzun güven duygusunu pekiştirecek ve “yapabileceğine, başarabileceğine”” ilişkin inancını artıracaktır. Programını çek etmede ona destek olunmalıdır.

*Çocuğunuz için huzurlu ve rahat bir çalışma ortamı sağlayın.

*Tehdit edici, suçlayıcı ve eleştirel bir tutumla yaklaşıp değerlendirme yapmayın.

*Çocuğunuzu kendinizle, kardeşleriyle ya da akranlarıyla kıyaslamayın. Sen niye ……. gibi değilsin? O çok çalışıyor. Sen niye çalışmıyorsun? gibi yaklaşımlar içinde olmayın.

*Çocuğunuzun zekâsını sınavla ölçmeyin. Bu yapılabilecek en büyük hatalardan birdir. “Sen akıllıysan bu sınavı kazanırsın.” gibi yaklaşımlardan uzak durun.

*Çocuğunuza sınavların yaklaşmakta olduğunu sürekli hatırlatmayın.

*Sınav öncesinde çocuğunuzu kaygılandıran, telaşlandırıcı tavır ve davranışlardan kaçının.

*Çocuğunuzla birlikte yapacağınız planları, onun için düşündüğünüz şeyleri sınav sonuçlarına bağlamayın.

*Sınav öncesinde rahat uyuması, dinlenmesi ve yeterli beslenmesi için olanak sağlayın.

Baş ağrısı, uyku ve yeme sorunları, çarpıntı, terleme, titreme gibi kaygının fiziksel belirtilerinin artması, çabuk sinirlenme, sosyal iletişimde ciddi sorunlar, çalışma performansınızı etkileyecek düzeyde olumsuz düşüncelerin artması durumunda başarınız için psikiyatrik yardım almanız yararlı olacaktır.

 

Kaynak : http://www.kendinigelistir.com/sinav-kaygisi-ve-sinav-kaygisiyla-basetme/#ixzz4nwF2XVJS

PDR Meslek Seçimi

SINAV KAYGISI NEDİR?

Kaygı, kişinin herhangi bir uyaranla karşılaştığında yaşadığı, bedensel, zihinsel ve duygusal değişimlerle kendini gösteren uyarılmışlık halidir. Kişinin yaşamını sürdürebilmesi ve yaşamdan zevk alabilmesi için gerekli bir duygudur. Kaygının belli bir düzeyde olması normaldir. Orta düzeydeki kaygı motive etme, istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda harekete geçme ve dolayısıyla bireyin performansını yükseltme açısından yardımcı olur. Ancak kaygı çok yoğun olduğunda birey, enerjisini verimli bir biçimde kullanamaz.. Potansiyelini tümüyle kullanamaz ve istenen performansa erişemez.

Kaygının hiç olmadığı durumlarda ise birey yapacağı işe motive olamaz. Bu tür durumlarda istek oluşmadığından sonuç genellikle olumsuz olur.

 

Sınav öncesinde öğrenilmiş bilginin, sınav sırasında etkin bir biçimde kullanılmasına engel olan ve dolayısıyla başarının düşmesine yol açan yoğun kaygıya sınav kaygısı denir. Öğrencinin sınav esnasında potansiyelini tam olarak ortaya koyamaması durumudur.

Sınav öncesi ya da sınavlarda gerginlik ya da heyecan hissetmek doğaldır. Bu durum neredeyse her öğrencinin yaşamış olduğu bir duygudur ve sınava hazırlanmak için motive olmayı, sınav sırasında sınavı başarmaya yönelik isteğin olmasını sağlar. Sınav kaygısının normal kaygıdan farkı ise daha şiddetli olmasıdır. Yardımcı ve motive olmaktan çok, zarar verir. Kaygı düzeyi sınav sırasında öğrenciyi engelliyor ve performansı olumsuz yönde etkiyorsa sınav kaygısından bahsedilebilir.

Sınav kaygısı ders çalışmayı engeller. Öğrenilmiş şeyin gösterilmesini ve kendine güveni azaltır. Bu kaygıyı yaşayan öğrenciler yaklaşan sınavlarla ilgili sürekli bir kaygı duyar. Sınav sonuçları açıklanınca endişelenir.

 

SINAV KAYGISININ NEDENLERİ

Sınav kaygısının, kaynakları ve ortaya çıkış şekilleri açısından farklılıklar gösterebilir. Öğrenci, sınava tam olarak hazırlanmamışsa, kendini başkalarıyla karşılaştırıyorsa, geçmiş sınavlarında genellikle başarısız olmuşsa, sınav kaygısı yaşayabilir. Ayrıca kişi; çevresindeki önemli kişileri memnun etmeye çalışabilir, onların kendisinden büyük beklentiler içerisinde olduğunu düşünebilir. Sonuç olarak öğrencinin deneyimleri ve inanışları, sınav kaygısının ne düzeyde ortaya çıkacağını belirler.

Anne babanın yargılayıcı ve küçük düşürücü tutumları, çocukta kaygı ve güvensizlik duygularının oluşmasına neden olur. Yargılamanın ve eleştirinin yoğun olduğu bir çevre çocukta kaygı yaratır. Aynı zamanda çocuğun yakın çevresinde kaygılı insanların olması çocukta kaygıyı geliştirir. Kendileri kaygılı olan anne babalar farkında olmadan bu kaygıyı çocuklarında yaratır.

Sınav öncesi yeterince çalışmamak ve zamanı verimli kullanmamak sınav kaygısının bir başka nedenidir. Bu kaygıyı yaşayan öğrenciler sınava hazırlanmaya çok geç başlarlar. Bundan dolayı konuları yetiştiremezler. Konuları tekrar etme fırsatları olmaz. Çok konu ve az zaman sınav kaygısı yaratır.

Düzensiz bir yaşam tarzı sınav kaygısı yüksek olan öğrencilerde belirgindir. Uykusuzluk ya da çok uyuma, aşırı kahve, sigara, alkol tüketimi, sınav öncesi yeterince dinlenmemek diğer sebeplerdendir.

 

OLUMSUZ DÜŞÜNCE BİÇİMİ

Sınav kaygısını ortaya çıkaran ya da yoğunlaşmasına neden olan olumsuz, gerçekçi olmayan düşüce ve imajlardır. Ders çalışma sırasında, sınava girmeden önce, sınavda iken, kişinin o sırada aklından geçen düşünceler kaygının artmasına ya da azalmasına neden olur. Eğer kişi o sırada olumsuz düşünürse kaygısı artar. Öğrencilerin bu durumlarda en çok düşündükler, o sırada aklında geçen düşünceler şunlardır.

Kendi performansıyla ilgili olumsuz beklentiler.

“Bu sınavda başarılı olamayacağım, yetersizim” gibi

En kötü senaryoyu aklına getirme.

“Bu sınavdan başarısız olacağım ve kesinlikle sınıfta kalacağım”

Bedensel belirtilerle ilgili olumsuz beklentiler.

“Yine terleyeceğim, midem bulanacak”

Bedensel belirtileri yanlış yorumlamak

“Kalbim hızlı hızlı atmaya başladı, eyvah ne yapacağım, yine bilemeyeceğim”

Kendisini başkasıyla kıyaslama

“Sınıftaki herkes benden yüksek not alacak”

Genelleme yapmak.

“Eğer bu sınavda başarısız olursam, bütün hayatımda başarısız olurum”

 

SINAV KAYGISININ ETKİLERİ

Sınav kaygısı öğrenilen bilgilerin kullanılmasını, transfer edilmesini engeller. Birey okuduğunu anlamada ve düşüncelerini organize etmede zorluk yaşar. Okuduğu şeylere dikkatini veremez. Dikkat etmede bir azalma olur. Bilgilerin hatırlaması güçleşebilir. Sınav sorularını anlayamama, bildiği soruların yanıtlarını unutma, bildiği konulardan düşük not alma, sınavdan sonra tüm yanıtları doğru biçimde hatırlamada güçlük yaşayabilir.

 

SINAV KAYGISIYLA BAŞ ETME

Sınavdan önce

* Sınav kaygısı ile baş etmenin ilk şartlarından biri sınava iyi bir şekilde hazırlanmaktır. Çünkü genelde öğrenciler en çok bildikleri, kendilerine en çok güvendikleri derslerde en az kaygı yaşarlar.

* Sınava planlı ve programlı bir şekilde hazırlanmak gerekir. Programınızı düzenli bir şekilde çek edin. Sınava hazırlanmaya birkaç gün önce başlanması sınav kaygısını azaltır.

*Sınava hazırlanma süreci varsa bu süreçte dinlenme ve beslenmenize dikkat edin. Aşırı yorgunluğa kaçmadan spor yapın. Tv izlemeye ya da bilgisayara çok zaman ayırmayın. Sınava çalışmayan arkadaş çevresinden uzak durun.

*Tekrar etme hem öğrenme hem de öğrenilen bilgilerin pekişmesi için çok önemlidir. Tekrarı sınavdan önceki günlerde yapmak gerekir. Sınavdan hemen önce tekrar yapmak iyi değil. Çünkü öğrenilen bilgilerin karıştırılmasına neden olur.

*Sınav öncesi, sınavla ilgili bilgi sahibi olunmalı. Sınav yerini, başlama saatini, sınav süresini ve ek süre verilip verilmeyeceğini öğrenin. Sınavın nasıl olacağını, nasıl puanlanacağını ve hangi konulardan sorumlu olacağını öğrenin. Bunun için ders öğretmeninden bilgi alabilirsiniz.

*Sınavla ilgili kaygı oluşturacak kişi ve ortamlardan uzak durun.

*Sınav binasına yabancıysanız, sınav gününden önce sınav salonuna gidip görmek iyi olacaktır.

*Sınav salonunda terleyebileceğinizi ya da üşüyebileceğinizi düşünerek uygun giysiler seçin.

*Sınavdan önce deliksiz bir uyku uyuyun, dinlenin. Yediklerinize dikkat edin. Sınavdan önce doktor tarafından önerilmeyen bir ilaç kullanmayın.

*Sınav kaygınızı kabullenin ve onu pozitif enerjiye çevirin.

*Kendinize güvenin. Verdiğiniz emeğin size geri dönüşü olacağını unutmayın.

Sınav sırasında

*Sınav esnasında belli düzeyde gerginlik yaşamak normaldir. Bedensel belirtiler olduğunda bunları hemen “Eyvah yine mi aynı şey olacak yine mi hatırlamayacağım” şeklinde yanlış yorumlamak yerine daha pozitif düşünmeye çalışın.

*Sınava başlamadan önce yavaş, kontrollü birkaç derin nefes alınmalı ve rahatça bırakılmalı. Alıp verdiğiniz nefesin hareketine konsantre olun.

*Rahatladıktan sonra soruların sayısını ve türünü öğrenmek için sınavın tümüne hızlıca göz gezdirmelidir.

*Her soru için bir zaman sınırı belirleyin. Zaman hesaplamalarınızı kâğıdın kenarına yazın. Belirlediğiniz zaman biterse bir sonraki soruya geçin.

*Daha sonra sorular dikkatlice okunmalıdır. Anahtar sözcükler daire içine alınmalıdır.

*Öncelikle en rahat cevaplanabilecek bölümden ya da sorudan başlanmalı.

*Sınav süresince acele edilmemelidir. Çünkü acele etmek daha çok endişelendirir.

*Tüm soruları yanıtlayın. Açıkça yanlış olduğunu fark etmedikçe hiçbir zaman yanıtlarınızı değiştirmeyin. Yanıtlarınızı kontrol ettikten sonra kalan sürenizde bilmediğiniz sorular için geri dönün.

*Sınav sırasında dikkatinizin dağıldığını hissettiğinizde kasıtlı ve güçlü bir biçimde dikkatinizi zihninizdeki düşüncelerden uzaklaştırıp önünüzdeki soruya yönlendirin. Doğru nefes alıp vererek rahatlayın.

*Sınavda diğer öğrencileri gözlemlemekten kaçınmak gerekir. Çünkü onların hızlı olduklarını düşünmek kaygıyı arttırabilir.

Sınavdan sonra

*Sınav sonrasında başarısız olunan konular tespit edilip eksiklikler ve yanlışlıklar üzerinde durulmalıdır.

*Yanıtlar ya da değerlendirme sonuçları incelenerek, en iyi ve en zayıf olduğunuz soru tiplerine bakın. Yanlış ya da eksik bilgilerinizin nereden kaynaklandığını inceleyin. Zamanı doğru kullanıp kullanmadığınızı düşünün ve hatalarınızdan ders çıkarın ve daha sonraki sınavlarınız için olumlu bir bakış açısı belirleyin.

*Bir sonraki sınavda başarılı olmak için neler yapılması gerektiği planlanmalı ve bunlar uygulamaya geçirilmelidir.

*Sınavdan sonra çok çalıştığınız için kendinizi ödüllendirin.

SINAV KAYGISINI GİDERMEDE AİLEYE ÖNERİLER

*Öncelikle çocuğunuza bu zorlu dönemde “sen benim için değerlisin ve önemlisin” mesajını verin. Sınavda başarılı olmasının her şey demek olmadığını ve başarısızlığının her şeyin sonu olmadığını ifade edin. Çocuğunuza sınavların sonucu ne olursa olsun onu sevdiğinizi ve onun yanında olacağınızı hissettirin.

*Çocuğunuzu iyi tanımalısınız, ona güvenmelisiniz ve kapasitesine göre beklentilere girmelisiniz. Gerekirse uzmanlardan yardım alınmalı, olması gerektiği gibi değil olduğu gibi değerlendirilmelidir.

*Ailede demokratik bir ortam olmalıdır. Çocuk, duygu ve düşüncelerinin rahatlıkla size anlatabilmelidir. Bunun için birlikte hoş ve eğlenceli vakit geçirebileceğiniz ona özel zamanlar ayırın. Böylece kendine güveni daha da artacak ve zorluklara dayanma gücü yükselecektir.

*Çocuğunuzun iyi olduğu konularda onu cesaretlendirin, gayretlerini ve değişimini destekleyin. Yaptıklarının yetersiz olduğunu görmek yerine; yaptıklarını takdir etmeli, yapılması gerekenleri ise yeni hedefler olarak önüne koymalıdır. Bu, çocuğunuzun güven duygusunu pekiştirecek ve “yapabileceğine, başarabileceğine”” ilişkin inancını artıracaktır. Programını çek etmede ona destek olunmalıdır.

*Çocuğunuz için huzurlu ve rahat bir çalışma ortamı sağlayın.

*Tehdit edici, suçlayıcı ve eleştirel bir tutumla yaklaşıp değerlendirme yapmayın.

*Çocuğunuzu kendinizle, kardeşleriyle ya da akranlarıyla kıyaslamayın. Sen niye ……. gibi değilsin? O çok çalışıyor. Sen niye çalışmıyorsun? gibi yaklaşımlar içinde olmayın.

*Çocuğunuzun zekâsını sınavla ölçmeyin. Bu yapılabilecek en büyük hatalardan birdir. “Sen akıllıysan bu sınavı kazanırsın.” gibi yaklaşımlardan uzak durun.

*Çocuğunuza sınavların yaklaşmakta olduğunu sürekli hatırlatmayın.

*Sınav öncesinde çocuğunuzu kaygılandıran, telaşlandırıcı tavır ve davranışlardan kaçının.

*Çocuğunuzla birlikte yapacağınız planları, onun için düşündüğünüz şeyleri sınav sonuçlarına bağlamayın.

*Sınav öncesinde rahat uyuması, dinlenmesi ve yeterli beslenmesi için olanak sağlayın.

Baş ağrısı, uyku ve yeme sorunları, çarpıntı, terleme, titreme gibi kaygının fiziksel belirtilerinin artması, çabuk sinirlenme, sosyal iletişimde ciddi sorunlar, çalışma performansınızı etkileyecek düzeyde olumsuz düşüncelerin artması durumunda başarınız için psikiyatrik yardım almanız yararlı olacaktır.

 

Kaynak : http://www.kendinigelistir.com/sinav-kaygisi-ve-sinav-kaygisiyla-basetme/#ixzz4nwF2XVJS

PDR Anne Babalara Öneriler

ANNE BABALARA ÇOCUK YETİŞTİRMEDE ÖNERİLER

  • Çocuklarınız sürekli bir büyüme ve değişme içindedir.Sizin çocuğunuz olsa da sizden ayrı bir kişilik geliştirmektedir.Onu tanımaya ve anlamaya çalışın.
  • Çocuğunuz,yaşamı deneme yanılma oluyla öğrenir.Ona ayak uydurmakta zorluk çekebilirsiniz.Onları oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarında özgür bırakın.Onu her yerde ve her zaman koruyup kollamayın.Onu, küçük diye şımartmayın.O zaman çocuğunuz hep çocuk kalmak ister.Çocuksu davranışlar sergiler.
  • Her istediğini , istediği zaman elde edemeyeceğini ona öğretin. Ona boş vaatlerde bulunmayın,söz vermeyin. Sözünüzü tutamazsanız sizlere olan güveni azalır.Çocuğunuzun isteklerine karşı kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin.
  • Olumsuz davranışlarında onu sınırlayın.Koyduğunuz kuralları ve yasakları ona, “aile kuralı” olarak benimsetin.Çünkü hiç kısıtlanmayan çocuklar ne yapacağını şaşırırlar.Ona karşı tutarsız davranışlar sergilemeyin.Çünkü onlar, tutarsız davranışlarınız karşılığında hem bocalar hem de tutarsızlıklardan yararlanırlar.
  • Çocuğunuza sürekli nasihat vermeyin.Onlar nasihatinizden daha çok davranışlarınızdan etkilenirler.Bununla beraber yanlış yapmaktan ve çocuğunuz karşısında yanlışınızı kabul etmekten korkmayın.Çünkü çocuklar, yanlışları çabuk unutup doğruları öğrenebilirler.
  • Çok konuşup çok bağırmayın. Çünkü onlar yüksek sesle konuşulanları pek duymazlar.Yumuşak ve kesin sözler, onlarda daha çok iz bırakır. “ Ben senin yaşında iken ….” sözlere asla kulak asmazlar.
  • Çocuğunuzu kendinizle özdeşleştirmeyin.Onu olduğu gibi kabul edin.Yanılma payı bırakın. Küçük yanılgılarını büyük suçmuş gibi değerlendirmeyin.Olumlu davranışlarını takdir etmeye özen gösterin.
  • Yaramazlıkları için onları kötü çocukmuş gibi yargılamayın. Yanlış davranışlarını düzeltin. Ceza vermeden önce mutlaka onu dinleyin.Suçunu aşalar cezalar vermeyin.Onu sevmemeyi kesinlikle ceza olarak kullanmayın.
  • Onu dinleyin.Çünkü öğrenmeye en yatkın olduğunu anlar,soru sorduğu anlardır.Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun.Gerçekleri söyleyin.Soru sorma şevkini kırmayın ve özenle cevaplandırın.
  • Onları yeteneklerini üstünde işlere zorlamayın,başarabileceği işler için güdüleyin.Ona,güvendiğinizi belli edin, onu destekleyin ve çabasını övün.
  • Onu başkalarıyla karşılaştırmayın,umutsuzluğa kapılmasın.Yaşının üstünde olgunluk beklemeyin.
  • Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın.Öğrenmesi için zaman tanıyın.Dürüst davranmadığı zaman ,çok fazla üstüne gitmeyin.Onu,yalan söylemeye sevk etmeyin.
  • Sizi çok bunaltsa da soğukkanlılığınızı yitirmeyin.Kızabilirsiniz, ama onu aşağılamayın, hakaret etmeyin .Özellikle yabancıların yanında onu eleştirmeyin, mahcup etmeyin.
  • Çocuğunuza karşı haksızlık ettiğinizi fark ettiğinizde, bunu ona açıklamaktan korkmayın.Açıklamalarınız,sizi ona daha çok yakınlaştırır.Bunu zayıflık olarak görmeyin ve kullanmasından korkmayın.
  • Çocuğunuza kendinizi,yanılmaz ve erişilmez olarak göstermeye çabalamayın.
  • Çocuğunuza zorla yemek yedirmeye çalışmayın.Yemek yedirirken rahat davranın ve sağlıklı yiyecekleri alternatif olarak sunun.Çocuğunuz onlar arasından seçimini yapacaktır.Çocuğunuzun eme isteğini yükseltin.Sevdiğinden emin olun olduğunuz yemek çeşitlerinden birini sofrada bulundurun.Yemek saatinden önce abur cubur şeylerle karnını doyurmayın.
  • Çocuklar, dövüşür,atışır ve kavga ederler. Kavgayı önleyemezsiniz ama onunla baş etme ya da en aza indirmek sizin elinizdedir.Çocuklarınız kavga ettiği zaman hakemlik yapmayın,”kim başlattı “ vb. sözlerle tartışmanın içine girmeyin.Onlara kavgalarla baş etme sorumluğu verin Odadan çıkın, onların sizi kullanmasına izin vermeyin.Ancak olayın kötüye gittiğini hissettiğiniz durumlarda araya girin.Unutmayın; olayın ne kadar dışında kalırsanız çocuklarınız da kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmede o kadar yaratıcı olacaklardır.Birbirlerine sevgilerini göstermelerini ona öğretin.
  • Çocuğunuza bir şey yaptırtmak istediğinizde “yap “ gibi emir sözcükleri yerine “ yapar mısın ? ifadesini kullanmaya özen gösterin.Çünkü emir ifadeleri çocukta direnme ve isteksizlik yaratır.
  • Günlük programınızda sadece çocuğunuz için bir zaman ayırın.Ama unutmayın ki önemli olan zamanın uzunluğu değil niteliğidir.Onun için ayırdığınız zamanda onun seçtiği bir etkinliği, geziyi,oyunu birlikte yapın.
  • Çocuklar için en temel ihtiyaç sevgidir.Sevginizi sadece davranışlarınızla değil sözel olarak da ifade etmeniz onları mutlu edecektir.

Sayın anne,babalar lütfen çocuklarınıza “SENİ SEVİYORUM” demeyi unutmayın.

KAYNAK : Ana –Baba ve Çocuk                Prof.Dr. Haluk YAVUZER

Gerçekten beni duyuyor musun?            Leyla Navaro

Eğitim ve Psikoloji Rehberi                     Ömer Baldık

PDR NEDİR?

Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi (PDR) olarak, öğrencinin kendini tanıyan, çevresindeki olanakların farkında, karşılaştığı güçlükleri sorun haline dönüşmeden çözebilen ve doğru kararlar vererek özünü gerçekleştiren bir kişi olarak, iletişim becerilerine sahip, mutlu, sağlıklı ve yaratıcı bireyler yetiştirebilmeyi, sistematik ve profesyonel bir yardım hizmeti sunmayı amaçlıyoruz.
Deneyimli kadromuzla öğrencileri okula alıştırma (oryantasyon), onları tanıma, izleme çalışmalarını ve psikolojik danışma ve koruyucu bilgilendirme, sadece öğrenciyle değil, aynı zamanda öğretmen, idareci ve velilerle de iletişim halinde çalışmalarını sürdürmekte ve çalışmalarında gelişmiş rehberlik modellerinden yararlanmaktadır.

PDR Servisi Çalışma İlkeleri 
– GİZLİLİK
– GÖNÜLLÜLÜK
– SÜREKLİLİK
– KİŞİ HAKLARINA SAYGI
– BİREYİN DEĞERLİLİĞİ
– BİREYİN ÖZERKLİĞİ
– İLGİLİ KİŞİLERLE İŞBİRLİĞİ

Bu ilkeler doğrultusunda, çalışmalarını yürüten servisimiz, çağdaş rehberlik modellerinden yararlanmakta, okulumuzun ve toplumun gereksinimlerine göre çalışmalar planlamakta, öğrenci merkezli bir yaklaşım içinde hizmet vermeyi hedeflemektedir.

 

ÇALIŞMALARIMIZ;

Öğrenci Tanıma Çalışmaları

Öğrencilerin; psiko-sosyal ve akademik gelişimlerini izlemek, yetenek ve ilgi alanlarını tanımak, bunlara yönelik öğrenci ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilen çalışmalardır.
Öğrencilerle birlikte sınıf ortamında gerçekleştirilen etkinlikler yoluyla, öğrencinin psiko-sosyal gelişimi hakkında nitelikli ve geçerli bilgilere sahip olma fırsatı yakalanır. Sınıf öğretmenleriyle birlikte gerçekleştirilen bu çalışmalar sonrasında öğrencilerle ilgili bilgiler, branş öğretmenleriyle paylaşılır.
Uygulanan gelişim ve tanıma testleri ile öğrencinin gelişim düzeyi, kişilik yapısı ve aile ilişkileri hakkında bilgiler elde edilir.

Bireysel ve Grup Görüşmeleri

Öğrencileri daha yakından tanımak, yeteneklerini keşfetmek, bireysel özellikleri doğrultusunda gelişimlerini desteklemek amacıyla bireysel ve grup görüşmeleri yıl boyunca sürdürülmektedir.

Oryantasyon Çalışmaları

Anaokuluna başlayan tüm öğrencilere ve okulumuza yeni katılan öğrencilere yönelik oryantasyon çalışmaları yürütülmektedir. Bu çalışmalar kapsamında öğrencilerin merak ettikleri sorular, sistem değişiklikleri ve okul tanıtımı yapılmaktadır. Bunun yanı sıra okula uyumda güçlük yaşayan öğrenciler bireysel olarak takip edilmektedir.

Sosyal Beceri Çalışmaları

Arkadaşlık, iletişimi başlatma ve sürdürme, dinleme, paylaşma, yardımlaşma,işbirliği, uygun dokunma, öfke ile baş etme, çatışma çözme gibi konularda sosyal beceri çalışmaları bireysel ve sınıf düzeyinde yapılan etkinliklerle sürdürülmektedir.

Veli Görüşmeleri
Öğrencilerin gelişimlerini izlemek ve değerlendirmek amacıyla bireysel veli görüşmeleri yapılır. Öğrenciyi izleme amaçlı görüşmelerin dışında, sorun yaşandığı durumlarda ve ihtiyaç duyulduğunda velilerle işbirliği sağlamak amacıyla da görüşmeler düzenlenir.

 

 

Anaokulumuzun Yeni Yüzü

30 yıllık tecrübesi, yenilenen sınıfları ve eğitim öğretim programıyla Evrensel Kolej yine en iyisini sizlerin hizmetine sunmaktan büyük onur duyar.

5 ve 6 yaş sınıfları için Yenilikçi eğitim öğretim programları ile eğitirken geliştiren, eğlendirirken öğreten sınıf ortamlarımız sizleri beklemektedir.

Haydi Pikniğe!

Haydi Pikniğe!

Özel Evrensel Okulları öğrencileri, bütün bir yılın yorgunluğunu 8 Haziran günü Mogan Gölü kıyısında öğretmenleriyle birlikte doyasıya eğlendikleri bir piknikle attılar.

 

 

Load More

kadıköy escort kartal escort ümraniye escort escort ankara ankara rus escort ataköy escort beylikdüzü escort bayan izmit escort avcılar escort bayan ankara escort bayan